Bunda, bu sade ve kuvvetli adamda Atillaların, Cengizlerin, ta ilk Türklerin en iptidai, sert, ciddi tabiat ve hüviyetlerinin son derece-i tekamülünü bulmuş bir timsalini, gayesine ermiş, sekl-i katiyesini almış bir Türk emelini görüyorum zannetim. Ve yine küçük bir dakika için yeni Osmanlılar'dan değil; bir Türk, Turan'ın en sahih bir çocuğu olduğumu duydum.
Fakat o gün Turan, kalbi o kadar şiddetle çekerken pek acayip olarak bunların hayatın menbaına giden maksatları yanında sırf politika gibi görünen bizim maksadımızda birdenbire daha büyük ve yüksek bir gaye görür gibi olmuştum.
Yeni Turan'ı en çok göze çarptıran şey, belki de Türk kadını müessesatıydı. Yeni Turan, kadınları da okutuyor, kadınlarını da yanı başında çalıştırıyordu.