“Ordunun birçok kısmında savaş yeteneğinin zayıflaması, Türk Genel Karargâhının aldığı yanlış kararların sonucudur. Hemen iki yıldan beri birliklerin çoğu, yetişmek için gerekli zamanı bulamamışlardır. Küçük ve büyük birlikler, daha sağlam bir duruma gelmeden, durmadan bölünmüş ve parçalanmışlardır. Bağımsız bölük ve taburlar, makineli tüfek bölükleri ve bataryaların erleri durmadan kendi birliklerinden alınmış, öteye beriye dağıtılmışlardır. Cephelere gönderilecek birlikler, kimi zaman hiç yetişmemiş ya da çok az yetişmiş erlerle tamamlanmaktadır.
Bu birlikler de daha sağlam bir şekil almadan, başka yerlere adam ya da birlik vermek zorunda kalmaktadır.
Birlikler bir yere gönderilmek üzere trenlere bindirildiğinde, genellikle ne erler, ne de bunların başındakiler birbirini tanımamaktadır. Bu yüzden erler, vurulma tehlikesine rağmen, her an birliklerini bırakıp kaçabilmektedirler. Firarlar trenden atlayarak ya da koldan ayrılarak ve ordugâhlar ile karargâhlardan kaçmakla yapılmaktadır. [98]
Hiçbir tümen yoktur ki, doğuya ya da Toros güneyindeki cephelere giderken binlerce firar vermemiş olsun.
Türk askeri, kendisine özen ve ilgi gösterilmesini ister. Üstlerine güveni olursa, bu askerle her şey yapılabilir.
Şimdi görülen bu büyük ölçüdeki firar, Türklere eskiden kalmış değildir. Her bakımdan güvenilecek bir kişi olan Kafkas Orduları Grubu Komutanı İzzet Paşa'nın bana söylediğine göre, eskiden bu şekilde firar görülmüş değildir. Yolların, ulaşım araçlarının ve yiyeceklerin kötülüğü de, hiç kuşku yok ki, “hiç kuşku yok ki, bu duruma neden olmaktadır. Türk ordularının bugünkü durumu, şimdiye kadar uygulanan yöntemlerin hatalı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Başarı için başka yollar seçilmelidir. Erlerin eksiklerini tamamlama kaynaklarının da çok dar olduğu gözden uzak