ü

Üç Işık

1 üye
Takip
HAKİKATİ KENDİ ALÇAKLIĞINA ÂLET ETMEK....
(...) Nahiv ilminde bir bahistir: Söz, hâl ve makama uygun olmalıdır!.. Hakikati kendi alçaklığına âlet etmeye kalktın mı, bâsiret, ferâset, ilhâm, bedâhet, ihtimal hesabı ve tahmin çerçevesinde serdedilen bir sözü, "kehânet satmak" diye çarpıtabilir ve sahibini de "ölçüye aykırı olmak" diye hasedine uygun bir şeklide karalamaya çalışabilirsin...
Sayfa 158 - ÜÇ IŞIK isimli konferansından 1990, İBDA Yayınları
Üç Işık
İSTİKBÂLİ TAHMİN ETMEK...
(...) Bir İslâm büyüğü, "gaibi hissedilir hâle getirmek, muhabbetin hassasıdır!" buyuruyor... Zâten "Kusto"nun mânâlarından biri de "istikbâli tahmin etmek"... Tahmin etmek... Şimdi bir ibiş çıkıp da, "Gaibi Allah'tan başka kimse bilmez" mutlak doğrusunu olur olmaz kullanırsa, Allah'a iftira etmiş olur ve bu yüzden o söz onda Allah'ın olmaktan çıkar...
Sayfa 158 - ÜÇ IŞIK isimli konferansından 1990, İBDA Yayınları
Üç Işık
Reklam
ALLAH Kerim...
(...) Bâsiret, ferâset, keşif, ilhâm, bedâhet mânâlarını tek yekûn üzerinde toplayan bir kararla, 1990 senesine hazırlanmamız gerektiğini 1984'de ifâde ettim... O zaman Büyük Sahra çölünde bir Kutub tasviri gibi gelen bu hedef ve gâye tâyinim, bütün dünyayı altüst eden oluşumlarla 1989-1990 yıllarında, hem bizim ve hem de dünya ülkelerindeki olağanüstülüklerle görüldü!.. Bundan sonra? Allah Kerîm!..
Sayfa 158 - ÜÇ IŞIK isimli konferansından 1990, İBDA Yayınları
Üç Işık
KOMİK BİR DEĞERLENDİRME...
(...) Şimdi Mimarlar Odası'nın komik bir değerlendirmesi üzerinde durayım... "Ayasofya, müze hâline getirilerek, evrensel bir değer hâlinde Türkiye'ye emanet edilmiş bir anlam kazanmıştır!" yollu bir lâf... [..] Bu çarpık-komik muhakemenin, Ayasofya'ya biçtiği mânâ şudur: Evimize hırsız giriyor ve bizden çaldığı malların bekçiliğini de bize yaptırıyor... Bir zindana kilitleniyoruz ve dışarı çıkmamak üzere anahtarı da bize emanet ediliyor!..
Sayfa 157 - 158 ÜÇ IŞIK isimli konferansından 1990, İBDA Yayınları
Üç Işık
1975'DEN BERİ...
(...) Evet... "Biz, her kesimi kendi içinde sıçratma durumundayız!" demiştim... Şunu rahatlıkla ifâde edebilirim ki, 1975'den beri İslâmcı kesimdeki bütün radikal hareketlerin altında, İBDA'nın imzası vardır...
Sayfa 155 - ÜÇ IŞIK isimli konferansından 1990, İBDA Yayınları
Üç Işık
MÂZUR TİPLER..
(...) Her gördüğü sakallıyı dedesi sanan ve "diyalektik" deyince de marksizmi anlayan bu kafa yapısındaki adamlar (marksologlar) "İslâmcılar, karşısına bir düşünür çıkaramadı!" diye anarken haklılar; çünkü bunlar mâzur-özürlü tipler... Ve biz, sol fikri hedef alırken, bunları solun temsilcileri olarak göstermiyoruz; bu da bizim, fikir ve dâva asaletimizi gösterir!..
Sayfa 154 - 155 ÜÇ IŞIK isimli konferansından 1990, İBDA Yayınları
Üç Işık
Reklam
Reklam