Özellikle altını çiziyorum:
Duygularınızı tanıyın ve onların köklerini bir an önce dikkate almaya başlayın. Yaşam sizi özgüveni olaylar çıkarır ki karşınıza. Başkasına değil, sadece size. Aynı ortamda birçok insan olsa da yaşadıklarını size özgüdür. Tüm bunlar içinizde bir yerlerde saklı kalan bir duyguyu ortaya çıkarır.
Şimdi ve burada yoksam, ileriyi de göremem. İşte umutsuzluk içindeki kişi için de gelecek yoktur. O da çoğunlukla geçmişe yönelerek bu duruma tepki verir. Bu da bazen hezeyanlara, bazen de melankoliye yol açar. "Kişi sürekli ya uğradığı haksızlıklardan ya da geçmişteki görkemli günlerden söz etmeye başlar."
Çocuğun ebeveyni ya da yakın çevresiyle ilişkisinde bu kişilerin tanıklık sürecinin farkında olması elzemdir. Çünkü çocuğun en önemli ruhsal gıdası iletişimdir. "Bu ilişkiler ağı olmasa çocuk güneşini, suyunu, toprağını bulamamış bir tohuma benzer; gelişemez. Bunun da şüphesiz topluma yansımaları vardır."
“Bu ülkede içindeki çocuk utanca boğulmuş ve bunalmış o kadar insan var ki!
Ben onlara
“yetişkin çocuklar” diyorum.
İçi çocuk ama bedenen yetişkin…
Bunlar kötü insanlar değiller
ama her türlü kötülüğü de yapabilirler.”