📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
O dönemlerde ''ırkçılık'' denen şey henüz doğmamıştır ama, ırklar arasında eşitliği savunmanın, inançları gereği olduğunu düşündüğü için, zenci bir bebek için şiir yazmıştı:
*
vahşi güneyde doğurmuş annem beni,
karayım ben, ah.! ruhum beyazdır ama:
ingiliz çocuk, beyaz, tıpkı bir melek gibi,
karayım ben sanki ışık değmemiş tenime,
*
bu kara gövdelerimiz ve bu yanık yüzümüz
karanlık bir korudur, buluttur aslında.
ne zaman ki ruhlarımız sıcağa dayanacak,
yok olacak bulut, duyacağız onun sesini
çıkın korudan ey sevgim, kaygım.! diyecek
altın çadırımın etrafında eğlenin kuzlar gibi.
*
böyle söyledi, sonra da öptü beni annem,
ben de böyle söylüyorum işte ingiliz çocuğa
bulutlardan kurtulup da tanrının çadırının,
etrafında eğlenirken kuzular gibi.
onu sıcaktan ben koruyacağım, ta ki
o babamızın dizine neşeyle çökene dek,
sonra durup o gümüş saçlarını okşayacağım
ona benzediğim için, o da beni sevecek.
*
William Blake
*
youtube.com/watch?v=0X9oP9P...
William Blake'nin çocuk sömürüsü konusunda da çok duyarlı olduğunu söylemeliyiz. Burada baca süpürücüleri için yazdığı şiiri var. ''Baca süpürücüleri'' denilen şey; İngiltere'nin en büyük facialarından, skandal uygulamalarından biridir.
Her evde bacalar var ve çocukların sığabileceği genişlikte olduğu için onlar tarafından temizleniyorlar. Ama bunun arkasında daha acı bir hikâye var: dört ve beş yaşlarında çocuklar, babaları tarafından bu iş için satılıyorlar. Bazen bellerine bağlanan bir iple bacadan aşağıya sarkıtılıyor, o kurumu temizliyor, çıkıyorlar. Bazen de çocuk, alttan bacaya tırmanmaya zorlanıyor, yukarı doğru giderken kurum temizleniyor. Altından ateş yakarlarmış ki, çocuk hızlı tırmansın diye..
*
annem öldüğü zaman çok küçüktüm,
ve babam sattı beni henüz dilim bile
dönmezken ''temizle.! temizle.! temizle.!'' demeye
artık bacalarınızı temizliyorum, uyuyorum is içinde.
küçük Tom Dacre var ya, ağladı, kıvırcık saçlarını
kuzu sırtı gibi kırktıklarında, dedim ki ona
''sus, Tom.! hiç takma kafana, başın çıplak ya
biliyorsun, kurum kirletemez artık, olmayan saçlarını.!''
ve o ağlamayı kesti, ve o gecenin derinliğinde
Tom uyuduğunda, neler gördü düşünde.!
binlerce baca temizleyicisi, Dick, Joe, Ned, Jack
onların hepsi kara tabutlara kilitlenmişti
ve bir Melek geldi, ışık saçarak, anahtarıyla,
ve açtı tabutları, azat etti onları;
sonra çayırda zıpladılar, güldüler, koştular
ve ırmakta yıkandılar, ve Güneş'te parladılar.
sonra çıplak ve pak, bütün yüklerini artlarında bıraktılar.
*
William Blake
*
youtube.com/watch?v=0X9oP9P...