O dönemlerde ''ırkçılık'' denen şey henüz doğmamıştır ama, ırklar arasında eşitliği savunmanın, inançları gereği olduğunu düşündüğü için, zenci bir bebek için şiir yazmıştı:
*
vahşi güneyde doğurmuş annem beni,
karayım ben, ah.! ruhum beyazdır ama:
ingiliz çocuk, beyaz, tıpkı bir melek gibi,
karayım ben sanki ışık değmemiş tenime,
*
bu kara gövdelerimiz ve bu yanık yüzümüz
karanlık bir korudur, buluttur aslında.
ne zaman ki ruhlarımız sıcağa dayanacak,
yok olacak bulut, duyacağız onun sesini
çıkın korudan ey sevgim, kaygım.! diyecek
altın çadırımın etrafında eğlenin kuzlar gibi.
*
böyle söyledi, sonra da öptü beni annem,
ben de böyle söylüyorum işte ingiliz çocuğa
bulutlardan kurtulup da tanrının çadırının,
etrafında eğlenirken kuzular gibi.
onu sıcaktan ben koruyacağım, ta ki
o babamızın dizine neşeyle çökene dek,
sonra durup o gümüş saçlarını okşayacağım
ona benzediğim için, o da beni sevecek.
*
William Blake
*
youtube.com/watch?v=0X9oP9P...
William Blake'nin çocuk sömürüsü konusunda da çok duyarlı olduğunu söylemeliyiz. Burada baca süpürücüleri için yazdığı şiiri var. ''Baca süpürücüleri'' denilen şey;