İnsanın yaratılışıyla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de daha birçok ayet-i kerime bulunmaktadır. Sadece bir kısmını zikrettiğimiz bu ayet-i kerimelerden de anlaşılacağı üzere, insanın rahimlerde yaratılışıyla ilgili olarak jinekoloji ilminin henüz ulaştığı bazı gerçekleri ondört asır önce beyan eden Kur’an-ı Kerim, ortaya koyduğu tartışılmaz gerçeklik ile modern ilme meydan okumanın ötesinde, bu ilme öncülük eden bir keyfiyete sahiptir.
"Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah da-marından daha yakınız. Üstelik biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydet-mektedir. İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın." (50/Kâf, 16-18) "(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur'an'dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da ya-zılı)dır." (10/Yunus, 61) "Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmala-rını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır, öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar." (43/Zuhruf, 80)
Tarihte "Bana hava, su, kimyevi elementler ve belli bir süre verin. Size insan -haşa- yaratayım." diyenler oldu. Lakin kimse cansız bir varlığı canlıya dönüştüremedi.