Ergenekon davasında 4 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan yazar Ergün Poyraz, kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiği açıklanan MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu'nun öldüğü saatlerle ilgili çarpıcı iddiada bulundu. Ergün Poyraz, "Bir saate yakın, koğuş arkadaşları seslerini duyurabilmek için koğuşun kapısına öyle vuruyorlardı ki sanırsın cezaevi yıkılacak. Bu sürede ne gelen oldu, ne giden" dedi.
Gittiğimiz şehirlerde gözlemlediğimiz, çoğumuz için geçerli şöyle bir durum var sanırım: İnsanın memleketini veya yaşadığı yeri bir turistin gezdiği kadar gezip, bilememesi...
Bir yere ait olduğunu hissettiği zaman orayı sahiplenir, korur insan. Fakat şehirle alâkası olmayan, hatırası bulunmayan sadece mecbur olduğu için o yerde kalanlar, o şehri belli bir zaman sonra yaşanmaz hâle getirenlerdir...
"Mezkûr ödemenin 7 akçesi oğullarına, geri kalanı ise hazineye verilsin."
Bilvesile Nasreddin Hoca merhumu ve asırlar sonra bile ona hürmeten torunlarını koruyup gözeten sultanları hayırla yad ediyoruz...
Kaynaklar: Osmanlı Arşivi, C.ML., 180-7625; 534-21941; 13811; 4883;53-2489; C.BLD. 25-1247.
Tarihler, 1214 Şaban-ı Şerif'ini (Ocak 1800) gösterdiğinde Hacı İsmail Efendi'den bahseden yeni bir arzuhal ulaşır Divan-ı Hümâyûn'a. Bu seferki dilekçenin altında, iki farklı isim vardır. Derviş Mehmed ve Ali efendiler, babalarının vefat haberini veriyorlar, ilaveten de babalarına tanınan hakkın, yani günlük 10 akçenin, kendileri için de devam etmesi ricasında bulunuyorlar. Tahtta yine Üçüncü Selim Han var. Bu defa sultanın iradesi kısa ve öz oluyor:
Türbeye dönecek olursak, giriş kapısının üstündeki kitabeden anladığımız kadarıyla 1370 tarihinde yapılmı Tahminen İbrahim Veli Sultan da bu tarihlerde vefat etmiş. Türbenin dış duvarları, taş bloklarla kaplı...
Yedikıta Dergisi - Sayı 186 (Şubat 2024)
Biz Akşehirlilere göre normal sayılan, henüz meşhur değil ama zannımca yakın zaman içinde turistik anlamda da herkesçe bilinir hâle gelecek; ahşap, cumbalı, geneli iki katlı evleri var Akşehir'in. Bu ahşap evlerle çevrili tarih koridoru, Arnavut kaldırımlarda adımlarken ecdadın bir güzel hasleti zihnimde beliriyor. Evlerini ahşaptan; medrese ve camilerini taştan yapmış ecdad.