Gerçekten yaşanmış mıdır bilemiyorum. Bu fıkra gibi anekdotu ya birinden duydum yahut bir yerden okudum. Anımsadığım kadarıyla aktarayım:Birgün bir Avrupalı, Namık Kemal'in de bulunduğu bir mecliste, "Yaş ve kuru hiçbir şey yoktur ki hepsi Onun apaçık kitabında kaydedilmiş olmasın!" meâlli âyeti hatırlatarak sorar: "Kur'an'da her şeyin bahsinin geçtiğini iddia ediyorsunuz. Bu nasıl mümkün olur? Mesela: Kur'ân'ınız şu kel kafamdan da bahsediyor mu?" Namık Kemal ise gayet sakin bir şekilde "Evet!" der. "Sizin bahsiniz Kur'ân'da var." Ve ardından Bakara Sûresinin 264. âyetinden okur: "(...) yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak-pürüzsüz kaya hâline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah kâfirleri doğru yola iletmez."Elbette böylesi itirazlarla sadece Namık Kemal karşılaşmıyor. Âhirzaman Müslümanları olarak hepimiz az-çok muhatap oluyoruz. Hattâ, zurnanın son deliği olmama rağmen, ben bile birkaç kere karşılaştım. Evet. Aynen. Sen ne dersin bilemem ama bence sıkıntı şuradan kaynaklanıyor:"Yaş ve kuru her şeyin Kur'ân'da geçmesi' hakikatini bu arkadaşlar (belki de en çok onları sevdikleri için) bir roman edasıyla ele alıyorlar. Yâni Kur'ân'da hikâyelerin tamamını görmek istiyorlar. Halbuki Kur'ân'ın her şeyi içermesi "tafsilatıyla bahsetmesi" mânâsında değildir. Böyle olması için hacminin, yine onun tabiriyle, "yedi deniz mürekkep olsa" yazmaya yetmeyecek vüsatte olması gerekirdi.Biz Müslümanlar olarak böyle bir şeyin iddiasına girmiyoruz. Ya? "Ya"sının cevabı 20. Söz'den geliyor:
**"Bir kavle göre, Kitâb-ı Mübîn, Kur'ân'dan ibarettir. Yaş ve kuru her şey içinde bulunduğunu, şu âyet-i kerîme beyân
Evet, savunmaların değerlendirilmesi Meclise bırakıİıyordu.
"Cumhuriyetin geleceğini ağır bir tehlike içine sokan" Meclise.
Gerçek suçlu, kendi davacılarını · ve kurbanlarını
yargılayacaktı.
"Kadı ola davaci
"Ve muhbir dahi şahit
"Ol mahkemenin hükmüne derl.er mi Adalet?!"
Ziya Paşa
…, dünyada insanlar ve akıllar ne derecede birbirine zıt iseler, itikatlar da o kadar ayrıdır. Her kavim kendi tuttuğu yolu yegâne doğru bilerek , ötekine düşman oldu.
Canlılar arasında geçen bu mücadelede adalet ve merhamet diye bir şey görülmez. Yerde, gökte denizde her an devam eden bir kavganın bir tek kanunu vardır:Galip âcizi yok eder. Tam, Ziya Paşa’nın bu şiiri yazdığı sene (1859), Darwin,tabiatın seçme ve ayıklama yoluyla hayvan türlerinin gelişmesiyle ilgili ünlü eserini yayımlamıştı. Doğulu şair , hayvanlar arasındaki mücadeleden bir bedbinlik felsefesi çıkardığı halde, batılı âlim ve düşünür , aynı mücadeleden iyimser bir tekâmül fikrine varıyordu.