Nedir bir insan evladının insana yaptığı vahşet ve işkence
Saldırır hak hukuk gözetmeden yaşlıya gence
Bir insanda azıcık da olsa olmalı vicdan
Aksi takdirde oluyor tam zalim şeytan
hani bir kitabı okuduktan sonra boşluk hissi kalır ya içinizde, işte bu kitap öyle bir kitap. bitince uzun uzun halıya bakarken buldum kendimi. ne okudum ben diye sordum kendi kendime.. Anadolu'da binlerce kadının veya erkeğin çektiği zulümlere ne kadar da körmüşüz. zulme uğrayanın rengi, dili dini ırkı fark etmiyor. zalim her zaman zalim, mazlum her zaman mazlum maalesef.
Maya'nın anneannesi ve babaannesinin hikayeleri benim kendi ninelerimin hikayelerini sorgulattı. kim bilir ne hikayeler vardı ailemde. gerçekten Türkiye, bir sürü farklı milletten insanın savaş sonrası hayatta kalanların Türkleşmesi ile oluşmuş bir coğrafya.. çok kan döküldü. çok canlar yandı, çok hasretler çekildi.. şu an özgür ve bağımsız bir ülkede olmanın kaymağını yiyoruz torunlar olarak..
struma gemisi ile ilgili yazılanları okurken Atatürk döneminde ülkemize giriş çıkışların ne kadar titizlikle uygulandığına hayret ettim. aradan yaklaşık 100 yıl geçti, ülkenin şimdiki hali Arap coğrafyasından farksız. her milletten insan elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor, bırak dolaşmayı vatandaş oluyor para karşılığı.. Atatürk bu günleri görse eminim çok öfkelenir ve bu durumu düzeltmek için elinden geleni yapardı.
bugün tesadüf eseri balat hastanesinin önünden geçtim. aklıma direk Nadia'nın yanındaki hamile kadın geldi. aslında her zaman geçtiğim yerdi ama fark edememişim. sonra İstanbul'daki diğer tarihi binalar dikkatimi çekti. her zaman fark etmeden geçtiğim yerler daha anlamlı geldi kitabı okuduktan sonra.. kim bilir neler yaşandı, o duvarlar nelere şahit oldu..
kerem ile maya arasındaki ilişkinin evrimi de hoşuma gitti. bir anne olarak en korktuğum şey evladımın bilgisayar bağımlısı olup asosyalleşmesi.. ama maya bilgisayarı farklı amaçlar için kullanmaya teşvik edince keremi, çocuğun hayata
Okuduğunuzda önce bir yaşananlara inanamıyorsunuz. Gerçekten böyle hayatlar var mı diyorsunuz. Ama gercekten varmış. Sadece özgürlük istedikleri için insanlara nasıl böyle davranıyorlar. Bizden uzakta oldukları için bilmiyoruz. Yaşamadığımız için tam manasıyla da anlayamıyoruz.Bi haberiz. Bir Müslüman nasıl habersiz olur diyorsunuz. Okurken nasıl bir vicdansızlık, insanlıksızlık bu dercesine çıldırıyorsunuz. Onlarda Müslümansa neden bir müslümana böyle işkenceler yapıyorlar. 20 yaşındaki bir gencin neden geleceğini elinden alıyorlar ve döverek öldürüyorlar ! Neden bir insanıa su istiyor diye işkence ediyorlar! Neden bir alimi küçük düşürmek için onu ördek yürüyüşünde yürümeye zorluyorlar! Peki bunlar bu kadar gücü nereden buluyorlar! Peki bunlar olurken biz ne yapıyoruz? Acaba ne zaman silkelenip kendimize gelicez? Ne zaman kardeşlerimize ses olucaz? İşte tüm bunları insanın kendisine tekrar sordurtan bir kitap... Tefekkürle iyi okumalar..
Îhsan Colemêrgî bi Şîna Şengalê dîroka ol û gelên li herêmê bi kurtayî tîne bîra me û piştî wê jî derbasî bahskirina Êzdîtî û Êzdîyan dibe. Nivîskar ji bilî dîroka olan û gelan bahsa serdema avakirin, dagirkirin û belavbûna DAÎŞ’ê jî dike. Di mijarên dagirkirin û belavbûna DAÎŞ’ê de hûn ê hûrgilîyên kuştin, revandin, olguharandina bi zorê û firotina jinan bibînin. Nivîskar di vegotina dagirkirina gund û bajarok û navçeya Şengalê û qirkirin û jinrevandinan de bi piranî ji serî heta dawîyê bahsa serpêhatîyên jineke ku hatiye revandin û gelek caran hatiye firotin dike.
Gava meriv van serpêhatîyan dixwîne, meriv şerm dike ku bibêje ez meriv im. Meriv dixwaze ku ev ‘tişt’ û serpêhatî di demeke gelekî berê de bûbin lê mixabin ev ‘tişt’ di vê roja me de bûne; ev roja ku em bi şaristanîya wê a pêşketî(!) serê xwe heta bi esmanan bilind dike.