Ne güzel bir ölüm olurdu bu. Tüm sevinçlere, acılara, ümitlere doymuş ihtiyar başlarını, yumuşak ve fesleğen kokulu bir yastığa bırakırken, hayatı tasasız bir ölümle değişerek ve ölmenin, şimdi en doğrusu olduğunu bilerek burada, Girit'te olebilecek olsalardı... Belki de kısmet olmayacaktı.
Göç, sadece gideni değil, kalanı da peşinden sürüklüyordu.
Bunun gibi davalarda iki olasılık vardır. İlki, halk unutsun ya da tüm basının üzerinde yoğunlaştığı ulusal ya da uluslararası bir skandal patlak versin diye, davayı çıkmaz ayın son carsambasina erteleyip bürokrasi çarkı içinde eritmektir. İkincisi, davayı en kısa sürede halletmektir.