Öze varışta engel...
Kibir, kendi özünün farkında ve idrakinde olmayanın düçâr olduğu musibettir...Çünkü kibir, insanın kendi hiçliğini örtmek için ruhuna giydirmeye çalıştığı eğreti ve rüküş bir zırhtır. Özünü idrak edemeyen kişi, varoluşsal boşluğunu başkalarının üzerine basarak, onları yukardan seyrederek doldurabileceğini sanır. Oysa bilmez ki, basamak yaptığı her gönül, onu göğe değil, kendi kuyusunun daha da derinlerine çeker. Bu musibetin en hazin tarafı, sahibini mutlak bir yalnızlığa mahkûm etmesidir. Kibirli insan, aynalara aşık bir narsist gibi sadece kendi aksini kutsarken, evrenin o muazzam ve iç içe geçmiş büyük ahengini ıskalar. Kulakları sadece kendi sesinin yankısıyla sağırlaştığı için, hayatın fısıldadığı hakikatleri ve gönülden gönüle kurulan o gizli köprüleri asla duyamaz. Meritokrasinin, liyakatin ve gerçek şahsiyetin sustuğu yerde, kibrin gürültüsü başlar. Gerçek bir cevher, derinliğinin ve bütüne olan bağının farkında olduğu için vakurdur; tıpkı başı olgunlaştıkça öne eğilen bir başak ya da sonsuz uzayda kendi haddini bilerek dönen bir yıldız tozu gibi... Kibir ise tam aksine, içi boş bir kabuğun rüzgarda çıkardığı kuru gürültüden ibarettir. Kendini her şeyin merkezi sanan bu yanılsama, kuantum düzeyindeki o muazzam olasılıklar ve bağlar denizinde, kendini tek bir doğrusal kibrit çöpüne hapsetmektir. Nihayetinde, kendi özünün acziyetini ve aynı zamanda o acziyetin içindeki muazzam cevheri (bilinci) idrak edemeyen her ruh, kibrin sahte tahtında aslında kendi infazını bekleyen bir sultandan farksızdır. Bu derin tefekkür yolculuğunda, "kendi özünü bilme" ve "şahsiyet"in önünde en büyük engel olan kibrin panzehiri ilmin aydınlığına sığınmaktır.. Bu noktada modern insanın varoluşsal sancısı kendi özünün mahiyetine dair cehaletidir... Cehalet, bilginin yokluğu
Birkaç saat sonra İspanya için uçağa bineceğim inşallah, içimde kulübesinden uzaklaştıkça kulakları düşüp iyice başı öne eğilen yavru köpüş huzursuzluğu var.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Dünyadan kaçtı hevesim
Çekip gittin, derdin neydi ki?
Müzik
Kopuş
Bıraktım sonsuz boşluğun içine seni, Ne bir sitem, ne de gecikmiş bir veda. Hafiflesin diye kalbimin ağır yükü, Seni rüzgarsız, uçsuz bir göğe saldım. ​Geri dönme diye bir daha, Uzaklaştım yavaşça yörüngenden. Çekim gücünü yitirdi o eski dünya, Artık yerçekimi yok aramızda, Sadece büyüyen bir mesafe var içeride. ​Yıldızlar şahit bu sessiz firara, Kendi karanlığımda yeni bir yön buldum. Ne sen bir daha o eski yoldan geçebilirsin, Ne ben o yörüngeye bir daha dönebilirim. ​Bıraktım seni, Geriye dönüp bakmayacak kadar derin, Ve seni tamamen unutacak kadar hür bir boşluğa... Ebruu
Edebiyat
Digerim... Hislerim... Benlerim... Kayboluslarim... Geri dönüşlerim... Gözlerimdeki ateşim... Pırıltım.. ışığım... Vazgeçmek mi asla... Ya da tamamen kopuş mu... Sessiz iç kopuslarin başında küçük bir yaranin git gide derinlestigini hisseder gibiyim. Bı siziyla başlamıştı kaldı orda ama kaldığı yerden devam ediyor gibi küçük zerrelerin birleşimi kadar. Ama bişey daha var bi dönüş bı geri dönüş. Geri dönüşüm kendime ama artık ben sadece ben değilim. Ben bizim, ben yaşam, ben tutku, küçük bir nefes...