“Büyük olmak için kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin.Herkes senin aleyhinde bulunacaktır. Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. Fakat sen buna karşı direneceksin, önüne sonsuz engeller de yığacaklardır; kendini büyük değil küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse, bunu söyleyenlere güleceksin.”
Mustafa Kemal Atatürk
Sil Baştan başlayamaz insan,
Eski bir sayfa gibi yırtıp atamaz dününü.
Yorulur bazen adımların, yorulur için,
Yine de taşırsın sırtında yaşanmışlığın yükünü.
Ama bak, tam da durduğun o eşikte,
Yeniden filizlenir kırık bir dalın ucu.
Güneş her sabah aynı göğe yükselir de,
Her seferinde başkadır dünyayı boyayan gücü.
Ne geçmişin gölgesinde kaybolmalı,
Ne de geleceğin bilinmezinde sönmeli.
Hayat, ellerindeki o sızlayan yarayı,
Şefkatle sarıp, yola devam etmeli.
Şimdi kır kahvenin telvesini sarmalayan o hüznü,
Bırak aksın nehirler kendi yatağında.
Bir fırça darbesi vur, bir mısra fısılda,
Güzellik tam da kaldığın yerin tam ortasında.
Ebruu
Gözlerini masaya bıraktı kadın
Bıraktı ki, bakışsız bir bakış olsun orada.
Kimse sormadı sonra, sormazdı da zaten
Bir bardağın duruşunu sormak neyse
Bir insanın duruşunu sormak da oydu işte
Yarım kalmış bir kahve fincanının yanında.
Ben de söylemedim.
Söylenmezdi çünkü içerde biriken o tren sesi
Rayların paslanışı, tünellerin o bitmek bilmez serinliği.
İnsan kendi yalnızlığını bir hırka gibi giyinince
Düğmelerini iliklemeyi unutur ya hani,
Öylece durdum, sustum, suları seyrettim içimdeki.
Derken bir taksi durdu kapının önünde
İçinden hiç kimseler inmedi, herkseler indi.
Herkes kendi payına düşeni aldı masadan:
Biri bir lokma keder aldı, biri eski bir gömlek lekesi,
Biri de tuttu, hiç geçmeyecek o uzak çocukluğunu aldı.
Paylaşıldı o hiç konuşulmayan büyük boşluk
Sanki bir ekmeği böler gibi titiz ve sessizce.
Şimdi bu loş salon, bu eksilen sandalyeler
Ve her köşede bir parça unutulmuş insan gölgesi...
Gördün mü bak, herkes kendi payına düşenle gitti,
Bize de bu durup durup kendimizi çoğaltışımız kaldı.
Ebruu