Okuması zevkli bir kitaptı. Körebe isimli seri katilin kim olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Beni çok etkiledi mi hayır. Akıcı bir kitaptı ama üzerine çok da düşünülecek bir kitap olmadı benim için. İnsanı zorlamayan bir dili var. Kafam dağılsın diyorsanız tavsiye ederim.
Ahmet Ümit'in "Bir başkomser Nevzat romanı" serisinden etkileyici bir kitap. Hikaye Körebe lakaplı seri katilin 5 sene aradan sonra cinayet işlemeye geri dönmesiyle başlıyor. Körebe cezası kesinleşmiş çocuk tacizcilerini bir dizi ritüel uygulayarak öldüren bir katil. Kimse tarafindan yakalanamayan bu katili yakalamak için başkomser Nevzat ve ekibi soruşturma başlatırlar. Ama katil cinayetlere devam edip soruşturma derinleştikçe geçmişte yaşanan acı olaylar gün yüzüne çıkar.
Halkın gözünde cezasını yeterince çekmemiş suçluları cezalandıran bir "kahraman" olan bu adalet dağıtıcısı yakalanmamak için ne kadar ileri gidebilir? Peki kötülüğü yok etmek için kötüleri ortadan kaldırmak mı; yoksa toplumu eğitmek,çocukları korumak mı gerekir?
Kitap ayrıca ülkemizdeki mültecilerin yaşadığı zorluklara ve yasadışı organ ticaretine de parmak basıyor. Sonunu kolay kolay tahmin edemeyeceğiniz bu kitabı okurken son ana kadar katilin kim olduğunu merak edeceksiniz.
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201939,8bin okunma
Ve çarpışan arabalara geldiğimizde görevliye iki adet bilet uzattı.
"Neden?" diye sormadan edemedim.
"Çünkü kontrolü bırakmalısın,"dedi."Bazen sadece çarparsın,gözünü kapatıp bir yerlere sürersin ve bazen hiçbir yere varamazsın.Buna yaşamak denir,Kylie."
Ophelia valley'i,sırlarını,karakterlerini çok özlemişim.Nagi'nin neredeyse her kitabını okumuş biri olarak en sevdiğimin bu seri olduğunu kabullenemiyordum çünkü çok daha uzun serileri vardı ve onları daha çok sevmem gerekir diye düşünüyordum daha uzun oldukları için.Bu kitapla bu serinin en sevdiğim olduğunu kabullendim.
Ben saklambaç ve sobeyi okurkende Kylie'den hiçbir zaman nefret etmemiştim.Ansel'in bu sefer peşine birini taktığında da.Zarar gelmesini istemiyordu,Dylan'ı istiyordu.Ansel ne kadar yalnızsa Kylie de o kadar yalnızdı.Dylan kasabadan gittiğinde,olaylar bittiğinde hiçbir arkadaşına söyleyemediği bir şekilde rehabilitasyonda kalıyordu ve bunu öğrendiklerinde bile Maddie kendilerine yalan söylemiş olmasını mesele haline getirdi.Kylie'nin orada kalıp onlara söyleyemecek kadar yalnız olduğunu değil.Dylan'dan hoşlandığı için hep suçladılar ama kimse Henry'i Maddie'den -yakın arkadaşının eski sevgilisinden- hoşlandığı için suçlamadı.
Kylie'nin belki kendisine ve diğerlerine itiraf edebildiği tek şey Dylan'dan hoşlanmasıydı ki bence bu konuda kendi de yanılıyordu.Ailesinin o çocuğa olan hayranlığını kıskanıyordu.Babasını yenilmez bir rakip olarak görüyordu ve Dylan Kylie'nin babasını satrançta yenmişti.Kylie'nin dediği gibi küçük bir şeydi ama Kylie babasının yenilmez olmadığının orada farkına varmıştı.Orada küçük bir açık görmüştü ve bu yüzden Dylan'a hayrandı.
Ansel ve Christopher'a gelelim.Ben ilk iki kitapta ikisini yakıştıramıyordum ve bence bu kitap biraz onu kanıtladı.
"Christopher'ı seviyorum
Unuttum ve sıkıldım NG kabalın eski kitaplarjna benzemiyor nerdesin canavarlarda hüzünlü dür ( oda geni kitap :))
Ya dol artık inceleme 150 kelime ne?
Ne yazcam o kadar ya aaaaa
Acemice yazılmış, yazarın deneyimine yakışmayan bir kitap.
Öncelikle en temel sorundan başlayalım. Kitap ilk yarıya kadar “Ben ne okuyorum?” diye sordurtuyor çünkü bir türlü konuya giremiyoruz. Kitabın ana türü polisiye olmasına rağmen ilk yarı polisiyeye dair en belirgin özellik, karakterlerden birinin sevgilisinin “dedektif” olması. Sayfalar boyunca kâh İlahi Komedya tartışılıyor kâh biri sevgilisiyle tartışıyor lakin bir türlü polisiye kısmına gelemiyoruz.
Diğer beni çok rahatsız eden mevzu ise kitap farklı karakterlerin ağzından yazılmış ama karakterler o kadar tekdüze yazılmış ki iki ayrı insan oldukları anlaşılmıyor. İkisinde de aynı durağan ton baskın. Yani iki karakterin iç sesi de donuk, kafası karışık ve takıntılı.
Kitapta bariz hatalar var. Karakter yaratmak ve ona meziyetler yüklemek kolaydır ama iş o yetenekleri kullandırma sırasına gelince yazarın asıl mahareti ortaya çıkar ki bence en çok bu noktada sınıfta kalıyor. Çünkü sözde fizik bilen karakteri (Ansel) fizik bilmiyor. Karakterin fizik bildiğini ve zeki olduğunu göstermek için çırpınıyor yazar. Ansel her dostuna bir fizik yasası söylüyor ama biz okuyucu olarak onun anlatış biçiminden Ansel’in gram fizik bilmediğini anlıyoruz çünkü söylediği HER fizik cümlesinde mutlaka bir yanlış var :D Belli ki ne yazar ne editör zahmet edip lisesli sayısal öğrencisiyle bile muhabbet etmediği için bu en temel fizik yanlışlarını gözden kaçırmış.
Karakterlerin beynime kan sıçramasına sebep olan bazı cahillikleri:
1- “Her etkiye karşı eşit ve zıt tepki vardır…”
Böyle bir şey yok. Bir şey hem eşit hem zıt olamaz. Bu yüzden o cümlenin doğrusu “eşit BÜYÜKLÜKTE, zıt tepki”dir. Oradaki büyüklük ifadesi süs olsun diye yok, diğer türlü evrende var olamayacak ve Newton’ınkiyle alakasız, kafasına göre bir kanun yaratmış
Vatanseverliği halk sevgisini kültürel gelişime sağladığınız katkıyı bağırarak anlatıyorsunuz. Kendiniz hak ve vatan için, kültür adına ne yaptığını söyler misiniz? Bazıları utanmadan, inatla ve haince bir rahatsızlıkla bu 'değerli vatanı' talan ediyor, 'sevgili halkını' soyup soğana çeviriyor. Diğerleri bürolarda, yayınevlerinde aylak aylak vakit öldürüyor okul ve üniversitelerde memur olarak çalışıyor ve bütün bunlar olurken 'sevgili halkı' temsil eden milyonlarca insan maddi manevi çöküşe sürükleniyor, sakat kalıyor, içip kendini kaybediyor, kalpleri kin ve öfke doluyor. Halkın temel değerleri giderek yok oluyor