Bu kitapta Engberg, bizi Kopenhag’ın o alışık olduğumuz şehir karmaşasından çıkarıp Bornholm adasının sisli ve tekinsiz atmosferine götürüyor. Bir polisiyede mekan değişimi her zaman risklidir ama bu kitapta adanın o kapalı toplum yapısı ve yabancılara karşı soğuk duruşu, hikayenin gizemine gizem katmış.
Bu kez karşımızda sadece bir cinayet dosyası değil, aynı zamanda karakterlerin ruhsal derinliklerine inen çok katmanlı bir hikaye var.
Bu kitapta ana karakterimiz Jeppe Korner’i hiç olmadığı kadar kırılgan ve kendi içine dönük görüyoruz. İzne ayrılmış, kalbi kırık bir halde bir kereste fabrikasında çalışarak huzur ararken, kaderin onu yeniden bir gizemin ortasına çekmesi hikayeye müthiş bir melankoli katmış. Diğer yanda ise Anette Werner, şehir merkezindeki vahşi bir cinayetin izini sürerken serinin o bildiğimiz güçlü ve enerjik temposunu koruyor. İkilinin arasındaki mesafeye rağmen kopmayan bağ, kurgunun en sağlam kolonlarından biri.
Kitabın ilk yarısı Jeppe’nin içsel yolculuğuna ve adadaki ağır atmosfere odaklandığı için polisiye aksiyonu bekleyenlere biraz yavaş gelebilir. Ancak yazar kitapta vurgulanan o tuhaf ipuçlarını öyle ustalıkla birleştiriyor ki, Bornholm adasının o kapalı ve yabancıya soğuk toplum yapısı içinde kendinizi bir anda "Katil kim?" sorusunun peşinde buluyorsunuz. Şehirdeki parçalanmış cesetle adadaki sessiz hayatın kesişme noktaları bazen fazla tesadüf gibi hissettirse de, Engberg’in kalemi bu açığı atmosferin gücüyle kapatmayı başarıyor.
"Sevgi bu felaketi önlemeye yetmediği gibi sonrasındaki yaraları da sarmaya yetmedi" cümlesinin hakkını veren, son ana kadar tahmin yürütmeyi zorlaştıran, karanlık ve olgun bir İskandinav polisiyesi. Eğer seriyi takip ediyorsanız, Jeppe ve Anette’in bu kişisel ve gizemli yolculuğuna kesinlikle eşlik