Fikirlerin savaşına âşinayız,
duyguların savaşına kayıtsız...
Ellerimizde çürüyen çiçeklerin kokusu
ve ölümü beklerken yaşamak arzusu!
Ne susabildik sükûtu besteler gibi
ne haykırabildik hakikati yalan yüzlere.
Kırılmış kalbimiz yüz bin kere...
Ruhumuzda varken onca yara bere
merhem olmaya kalkandık!
Bitmez bekleyişin bekçileriyiz,
Her fecrin ışığına kandık...
Gökyüzü çoğu kez yalandan gülümser,
hakikatte ya kükrer ya da kudurur.
Yalnızca güzedir müdânâmız,
başka mevsime etmeyiz minnet.
.
Hazandır; tam da yalnızlığımızdan vurur!
Bu şehir gürültülü, sen kısıksın, ben sessiz...
Her eylülde bir sızı var, her hatırda bir iz!
Bu şehir kalabalık, sen tenhasın, ben yalnız...
Ben hakkım, sen haksızsın; ister söylen ister kız!
Bu şehir günah dolu, sen kötüsün, ben ölü...