10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 15:43
Çok beğendim. Sonu ters köşe yaptı. Etkisi kolay geçemeyecek bir kitap tavsiye ederim. " Konuşan insan öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşamadı da içine gömdü mü, sonu felakettir." Yaşar Kemal
Onu Sevdiğim ZamanlarKemal Varol · Doğan Kitap · 20251,909 okunma
10/10
·392 syf.··
2026 18. kitabı
Bugün size gizemi, gerilimi ve karanlık atmosferiyle beni sayfalar boyunca merak içinde bırakan Ölümcül Konular kitabının yorumuyla geldim. Sydney Denik, Alzheimer araştırmaları yapan gizemli Madrona Vakfı’nın adadaki tesisinde çalışma fırsatı yakalar. Ancak tesise vardığı andan itibaren her şey garipleşmeye başlar. İnsanların tuhaf davranışları, açıklanamayan olaylar ve kaybolan kişiler Sydney’i büyük bir gizemin içine sürükler. Üstelik yaşadıklarının kendi zihninin bir oyunu mu yoksa gerçekten bir şeylerin ters gittiğinin işareti mi olduğunu anlamakta zorlanır. Bir yandan da hem psikoloğu hem de hocası olan Wes Kincaid’e karşı hissettiği çekim, olayları daha da karmaşık hale getirir. Bu kitapta en sevdiğim şey kesinlikle merak unsuruydu. Her sayfayı “acaba şimdi ne olacak?” diye çevirdim ve kitap boyunca bu hissi hiç kaybetmedim. Yazarın yarattığı atmosfer o kadar başarılıydı ki kendimi zaman zaman Sydney’le birlikte o tesisin koridorlarında, laboratuvarlarında ve ormanın içinde hissettim. Sürekli bir şeylerin ters gittiğini biliyorsunuz ama ne olduğunu bir türlü çözemiyorsunuz. Wes karakterini de oldukça sevdim. Onun hakkında ne düşüneceğime uzun süre karar veremedim ve bu da hikâyedeki gizem duygusunu güçlendirdi. Sydney ve Wes arasındaki çekim hoşuma gitse de benim için kitabın önüne geçen şey kesinlikle gerilim ve gizem tarafı oldu. Özellikle sonlara doğru tempo daha da yükseldi ve ortaya çıkan gerçekler beni şaşırtmayı başardı. Kitap boyunca kurduğum birçok teori boşa çıktı diyebilirim. Finalde yaşananları okurken gerçekten büyük bir merak ve heyecan içindeydim. Karina Halle’nin kalemiyle ilk kez tanıştım ve anlatımını oldukça akıcı buldum. Kitap beni ilk sayfasından son sayfasına kadar içinde tutmayı başardı. Gizemli atmosferleri, psikolojik gerilimi ve
Ölümcül KonularKarina Halle · Nox Yayınları · 202561 okunma
Reklam
Puan vermedi·392 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
Kitabı kapatır kapatmaz sizinle paylaşmak istedim. Çünkü bu güzellikten kimse mahrum kalmamalı diye düşündüm. Gerçekten de öyle keyifli ve nefes kesici bir okuma oldu ki benim için, müthiş keyif aldım. Lyla iş yerinde sorunlarının da olduğu bir dönemde, erkek arkadaşı ile bir televizyon programına gitmeye karar verir. Bu program bir realty showdur. Harika bir adada geçirecekleri günleri düşünerek, bu yarışmaya katılmaya karar verirler. Programın konsepti aslında bizim de yabancı olmadığımız bir adada geçecektir. "Mükemmel Çift" programı, yılın mükemmel çiftini bulmaya hazırlanıyordur. Yolculuk harika geçmiştir ve gerçekten de hayallerinin de ötesinde bir ada onları bekliyordur. İlk görevler verilmiştir. Fakat bu görevden sonra cennet bir anda cehenneme dönmüştür. Çok büyük bir kasırga herşeyi yerle bir etmiştir. Artık tek yarışma hayatta kalma olmuştur. Derin sırlar ve inanılmaz olaylar vardı kitapta. Nasıl akıllıca hazırlanmış bir kurgu... Hayran olmamak mümkün değil. Sanki film izliyormuş gibi okudum. Sonunda ise gerçekten beni ters köşe eden kısımlar oldu. Yani kitabı son sayfaya kadar okumama değdi. Elbette yürekten tavsiye ederim. Eminim ki okuyan herkeste de aynı hisleri uyandıracak bu kitap. Keyifli okumalar dilerim...
1000Kitap
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202643 okunma
Kusursuz Zekanın Gedikleri: Dracula
8/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 10:40
Sinema tarihinde Nosferatu'dan bugüne kadar sayısız kez evrilen, popüler kültürün suyunu çıkara çıkara bitiremediği Dracula'yı, yani her şeyin başladığı o asıl metni olduğu gibi konuşmak lazım. Karşımızda yüzyıllardır ayakta kalan devasa bir kale var evet ama bu kalenin de ciddi gedikleri var. Kitabın temposu ara ara öyle bir düşüyor, anlatı o kadar sarkıyor ki, sayfalar boyu bitmek bilmeyen betimlemelerin arasında kayboluyorsunuz. Bram Stoker o dönem ne bulduysa, toprağın renginden sisin yoğunluğuna, ağaçların yaprağından odadaki eşyaların tozuna kadar her şeyi ama her şeyi betimlemiş. Betimlemenin adeta dibine vurmuş, anlatıyı hantallaştırdıkça hantallaştırmış. Eğer kitaptaki bu aşırı, boğucu ve lüzumsuz betimleme yükünü şöyle bir ayıklayıp dışarı çıkarsak, karşımızda çok daha kısa, dinamik ve soluksuz okunacak bir roman kalırdı. Ha, hikaye kötü mü? Asla. Ama bazen insanı gerçekten yoruyor. Kitabın sonu beni genel olarak tatmin etti, yalan yok. Ama itiraf etmeliyim ki içimdeki o karanlık edebi canavar çok daha fazla mücadele, çok daha fazla kan ve vahşet görmek isterdi. Bram Stoker o muazzam gotik atmosferi kurup finali biraz aceleye getirmiş gibi. En azından Lucy hariç, o canavar avcısı kemik kadrodan sarsıcı bir kayıp verilmesini beklerdim. Mesela Jonathan Harker... İşte tam bu noktada Stoker bence yüzyılın ters köşe fırsatını kaçırmış. Kitapta bize sunulan, yüzyılların getirdiği o kusursuz ve muazzam Dracula zekasını düşününce, kontun hamleleri bazen çok sığ kalıyor. Jonathan Harker, Dracula'nın şatosundan kaçtı, evet. Ama neden Mina gibi bir etki altına alınmadı? Eğer Dracula o dehasını kullansaydı, Jonathan'ı zihnen ele geçirip avcı grubunun içine gizli bir ajan, canlı bir bomba gibi salardı. Jonathan içeriden kaleyi fethederken, Dracula'nın en gizli ve ölümcül
DrakulaBram Stoker · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236,3bin okunma
Puan vermedi
Açık konuşacağım; çok sevdiğim, yakından tanıdığım bir kadının elinden böyle devasa bir iş çıktığını görmek beni kelimenin tam anlamıyla büyüledi, altüst etti ve çok fazla heyecanlandırdı! Resmen keyiften dört köşe oldum, okurken bir ara kalkıp biraz koşasım falan geldi! Biz Burcu’yla beraber güleriz, konuşuruz, fikir alışverişinde bulunuruz. O yüzden de ben kitabı elime alırken bizim Burcu’yu okuyacağımı sanıyordum; meğer karşımda yılların edebiyatçısı, demlenmiş bir usta yazar varmış da haberim yokmuş. Burcu’cum, bu nasıl bir emek, nasıl bir şahane delilik? Kitap boyunca beni bir oraya fırlattı bir buraya. Tam bir öyküde ince bir ironi yakalayıp gülerken, çat diye bir sonraki sayfada tokat yemiş gibi kalakaldım. (Hele o bir tatlı isimli öykü var ya... İsim vermiyorum spoiler olmasın ama o çok komik başlayıp insanı paramparça eden o son beni mahvetti... ) Okurken beni asıl vuran yerlerden biri de o muazzam gözlem yeteneği oldu. Halkın o en saf, en bizden halini öyle bir yakalamış ki... Karakterlerin konuşma metinleri, o diyaloglar gerçekten harikaydı. Hani o mahallemizin, ailemizin içindeki samimi sesler var ya; onları yapaylığa hiç kaçmadan, o kadar doğal ve usta işi aktarmış ki diyalogları okurken resmen muhabbet yanımda dönüyor gibi hissettim. :) Kendi de çoğunlukla öyle konuşur zaten; mesela beni arayıp ulaşamamışsa doğrudan *"Neredesin Allah'ın cezası!"* der. İşte o samimiyet aynen kitaba akmış. Sinematik betimlemelerinin başarısı zaten apayrı bir seviye ama argoyu öykülere öyle güzel, öyle dozunda yedirmiş ki... Hiç mi sırıtmaz bir kelime! Hayatın içindeki o gerçekçiliği ve sokağın ruhunu aynen hissettim, oralar tıpkı film gibiydi, çok hoştu. Kitapta en sevdiğim bir diğer konu da kadınların yaşadığı sorunlar, o görünmez mücadeleler ve toplumsal dertlerimiz
Ben Yokmuşum GibiBurcu Ünlü · Everest Yayınları · 2023196 okunma
Puan vermedi··
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 00:00
İlk kitaptaki gibi klişeler devam etmiş ama benim için hala 0 sıkıntı. Bir günde bitti yine, yemedim içmedim okudum. Arada her şey mi bu kızın başına gelir diye hayatı sorguladım mı? Evet djdjs AMA utansam da itiraf vakti xd Güçlü kadın karakterlere bayılsam da arada kadın karakterlerin bir anda psikolojik kırılma noktaları yaşayıp erkek karakterler tarafından (evet tarafından fjdjs) kurtarılmasına/sakinleştirilmesine bayılıyorum (kızmayın, üzgünüm djdj) Bazı kararları mantıklı değildi + arada sürekli kendi kendime ben diğer kızlar gibi değilim şakası yaptım ama olsundu. Yani anlayacağınız aşırı salak yazılmadığı sürece I'm supporting women's rights and wrongs :) Bir de şey djdjs Bir şey oluyor ve hep HERKES orda. Bir anda tüm ana karakterler ışınlanıyor olay yerine. Yani tamam kabullendim (aşırı yalan fjdj) herkes sürekli aynı mekanda, ayrılamıyorlar birbirlerinden ama bir kez de biri tuvalette falan olsun gelemesin ya djsjs Neyse, olsundu. Ben üçüncü kitaba geçiyorum hemen
Save MeAshley N. Rostek · Independently Published · 20217 okunma
Reklam
Reklam