Fatih, kendisiyle doğrudan doğruya temas fırsatını ancak az sayıda devlet adamına bağışlamış; sanki kutsal, buyruğu kanun, devletin mutlak sahibi gerçek bir imparator konumuna yükselmiştir.
Fatih'in kazandığı yeni durum, Osmanlı padişahlarının bundan sonraki gerçek mutlak padişah tipini yaratmıştır.
Fatih'in kurduğu bu çekirdek, imparatorluğun 400 yıl devam eden gerçek yapısını oluşturmuştur. Macaristan, Eflak ve Boğdan, hatta Arabistan devlete oldukça gevşek bağlarla bağlı ve kendisinden çabuk ayrılan parçalar olduğu halde bu çekirdek sağlam bir şekilde bütün karışıklıklara dayanmış, imparatorluk birliğini korumakta devam etmiştir. İşte bunun içindir ki, Fatih Sultan Mehmed Osmanlı İmparatorluğu'nun arazi bakımından gerçek kurucusu sayılmalıdır.
O, 1451'de tahta oturduğu andan bu yana, fethi başarmak için gece gündüz çalışıp her türlü diplomatik, askeri, teknolojik ve idari önlemi düşünmüş ve almış.
20 Nisan deniz bozgunu, fethi tehlikeye düşürdüğü zaman da azim ve kararı da sarsılmamıştır. İstanbul fethi ve 500 yıllık imparatorluk, yalnız ve yalnız genç Türk hükümdarın eseridir. Bu tarihi bir gerçektir. Harap bir şehir olarak aldığı Konstantiniyye'yi Fatih, yeni baştan muhteşem bir Türk-İslam şehri olarak inşa etmiştir.