H. 51 tarihinde İstanbul'u kuşatma altına alan orduda 33 sahabe bulunuyordu, surlar önünde sekizi şehid olmuş, Ebu Eyyub Ensari Halid b. Zeyd ise bunlardan biriydi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zorzi Dolfin'e göre, Sultan Mehmed "İstanbul'un alınamayacağını söyleyen yaşlı müşavir ve paşaları uzaklaştırmış ve yerine arzusuna uyan daha gençlerini getirmiştir".
Batı Hıristiyan alemi, vaktiyle "kabiliyetsizliği" yüzünden tahttan uzaklaştırılan genç sultan Mehmed'i yumuşak, iktidarsız ve bu sebeple barışçı -Mehmed, 2. kez tahta geçtikten sonra Fetih'de Bizans'ı yalnız bırakmak için diğer devletlerle barış anlaşmaları yapmıştır- görmekteydi. Hatta onun Osmanlı tahtına çıkışı Osmanlı gücünün düşeceği ümidini uyandırmıştı.
İşte bu yüzden İstanbul'un ciddi bir tehdit altında bulunduğuna inanılmıyordu.
Karaman seferinden dönüşte yeniçerilerin küstahça bir gösterileri oldu.
Padişahın yolu üzerinde müsellah olarak iki saf halinde durdular. Sultan aralarından geçerken "Padişahımızın ilk seferidir ihsan gerek" diyerek bağırıştılar.
Bir an önce Rumeli'ne geçmeye çalışan Sultan Mehmed, bu tehdit dolu küstahça hareket karşısında hiddetini yenmek zorunda kaldı.
Fakat Gelibolu'ya geçtikten birkaç gün sonra padişah bir konakta Yeniçeri Ağası Kurtçu Doğan'ı sıkı bir dayak cezasına çarptırdı. Bununla da kalmayarak azletti ve Amasya'da sürgüne gönderdi.
O, aynı zamanda bu harekete meydan veren yayabaşılarını da aynı şekilde yüzer sopa vurdurarak cezalandırdı ve vazifelerine son verdi.
Mehmed, tahta oturduğu zaman bütün valiler ve babasının vezirleri Halil Paşa ve İshak Paşa karşı tarafta uzakta duruyorlardı. Kendi vezirleri Hadım Şahin ve İbrahim adet üzere padişahın yanında yer almışlardı. Oradan Sultan Mehmed kendi veziri Şahin'e sordu: "Babamın vezirleri neden uzakta duruyorlar, onları çağır ve Halil'e eski yerini almasını söyle, İshak da Anadolu beyleri ve ayanı ile Bursa'ya giderek babamın naaşını gömsün. Anadolu vilayetinin idaresine de nezaret etsin."
Vezirler, padişahın bu sözlerini duyunca hemen koşarak adetleri üzere elini öptüler, bu suretle Halil baş vezir oldu.
Genç Padişah, her taraftan düşmanın harekete hazır bulunduğu ve Orhan'ın İstanbul'dan tahtını tehdit ettiği bir zamanda Halil'i devirmeye cesaret edebilecek kadar durumunun sağlam olmadığını biliyordu.