Küçük Bir Işık..
Bazen insan, değişimin büyük bir devrim olmadığını sonradan anlıyor. Her şeyi baştan kurmaya çalışırken aslında yıkılanın dış dünya değil, içimizdeki sabır olduğunu fark ediyoruz. Sonra bir gün... Kırılan yanlarımızla sessiz bir konuşma başlıyor "Tekrar sevmeyi denesek?" diyor içimizdeki o yorgun ses. Dünyayı değil, kendimizi onarsak? Belki hiçbir şey eskisi gibi olmaz ama biz, olduğumuz yerden yeniden başlarız. Umut dediğimiz şey, kapımızı çalan mucizeler değilmiş meğer.. Aynı manzaraya farklı bir gözle bakma cesaretiymiş. Karanlığı kovmak değil, içinde küçük bir ışık bulmakmış..
Duygu ve Düşünce
Léon Bloy, Jeanne d'Arc, 1915
​​Halk, her kusuru görmezden doğaüstü bir sevgiyle, bu krala (Deli VI. Charles) sadık kaldı. Kralın onların gözleri önünde hiziplerin oyuncağı, galibin ganimeti haline gelmesi, saltanatı sırasında ve tahtının gölgesinde, yabancı boyunduruğunun utancı da dahil olmak üzere tüm kargaşaların, felaket ve sefaletlerin krallığın üzerine çökmesi nafileydi. Kral hiçbir zaman alay veya hakaretle karşılaşmadı. Sakatlıkları en aşağılayıcı ve en gülünç olanı bile, onun şahsında cisimleşen monarşi kültünü tek bir gün bile sarsmadı.Cenaze gününde ne bir oğlu ne bir yakını vardı. Ancak bu kralın ezdiği sıradan insanların oluşturduğu kalabalık başkenti sel gibi doldurmuştu. ​"Ve sokaklardaki, pencerelerdeki bütün halk, sanki her biri dünyada en çok sevdiği şeyin ölümünü görüyormuş gibi ağlıyor ve haykırıyordu." ​O gün, öyle görünüyor ki, doğa da bir şaşkınlık yaşamış olmalıydı! ​Yine de talihsiz bir halkın bu gözyaşları, acımasız efendilerinden birine mezara kadar eşlik ederken döktüğü ilk gözyaşları değildi. Zavallı kalabalık gerçekte İsa Mesih'in ıstırap dolu Dikenli Tacı'nın dikenlerinden birinin yok oluşunu görmenin acısıyla ağlıyorlardı; kalplerinde, bu dikenlerin sayısının belirli olduğunu ve sonunda Tanrı'nın vekilinin yeryüzünde artık bir tacı kalmayacağını sanıyorlardı.Ne kadar liyakatsiz olursa olsun ya da öyle görünürse görünsün, o, iblisleri kovmak için tahtına oturmuş olan Mesih'in tartışmasız vekiliydi. Eski vitraylardaki bazı tasvirlerin, bazen çok köhne şapellerde tanıklık eder gibi göründüğü üzere; körleri, dilsizleri, sağırları, cüzzamlıları, kötürümleri iyileştiriyor ve ölüleri diriltiyor gibiydi. Eğer isteseydi suların üzerinde yürüyebileceğinden kimse şüphe duymazdı, çünkü onu savaş atının üzerinde, sık sık ölülerin kanları içinde ilerlerken
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İslama göre yıldız kayması; meleklerin konuşmasını dinleyen c*n ve şeytanları kovmak demekmiş...
1000Kitap
Kendini sev bunu en iyi sen yapabilirsin.
Güzel bakmayan bilemez inanamaz ancak kalbiyle gören hissedebilir küçüğüm yüzün insanda iyi biri olma isteği uyandırıyor. Kötüye dair ne varsa aklından kovmak istemesini sağlıyor. Sesin zaten başlı başına bir huzur kaynağı. Ve sen küçüğüm bir insanın başına gelebilecek en güzel şeysin. Bir hayalin aynaya yansımasısın.
T
Bana bir masal gerekti. Hani şu sonu mutlu biteninden. Kanayan dizlerimize üfleyerek acısını unutturur umudu ile dinleyeceğimiz bir masal. Sonra çiçekler de konuşmalı, ve evet şimşekler de. Ve sevgilim küçük prens büyümeli artık. Zeze daha anlaşılır olmalı onun da kalbi yumuşamalı. Sayın Süreyya'm onu bir kez olsun görmelisin. Tanrım bunu nasıl anlatmalı, nasıl anlatmalı ölüm ile yaşam arasındaki yorgun adımları. Yeni bir gökyüzü inşa etmeliyim kendime artık, bu evren, bu saçmalık son bulmalı. Hergün bulutlar senin şeklini almalı tıpkı yaratıcı bir heykel gibi. Bazı kelimeleri silmek istiyorum alfabemizden. Mesela ayrılık gibi, hüzün gibi, kaygı gibi. Ve evet akrep ile yelkovanı kovmak istiyorum zaman kavramından. Saatlar seni sen geçmeli.
Değerli alıntı ve iletileriniz için teşekkürler
V. V. adlı kullanıcımıza değerli alıntı ve paylaşımları için teşekkürler ederim dua ile İnsanların birbirlerine bu kadar hızlı ısınabilmeleri ne tuhaf! Günden Kalanlar Kazuo Ishiguro Yaşamımız pek de dilediğimiz gibi çıkmadıysa durmadan geriye bakıp kendimizi suçlayarak ne kazanabiliriz ki? Günden Kalanlar Kazuo Ishiguro Kendi gerçeğimi elimden geldiğince gizledim. Kirpinin Zarafeti Muriel Barbery Mücadeleyi reddettim elbette, bilerek geri çekildim. Ama ruhumun güvencesi içinde her türlü meydan okumaya karşı koyabilirim. Ad, konum ve görünüm bakımından yoksul biri olan ben, kendi idrakım içerisinde mağlup edilemez bir tanrıçayım. Kirpinin Zarafeti Muriel Barbery İnsanlar yıldızların peşinden koştuklarını sanırlar; ama sonları bir kavanozun içindeki kırmızı balık gibidir. Kirpinin Zarafeti Muriel Barbery