Yeryüzünden cahilliği ve suçu kovmak iste­yen kişi, kasırga gibi esmeli, önüne çıkanı devirmeli mi?
Stirner'e göre Feuerbach'ın teolojiyi sekülerleştirme hamlesi insanı özgürleştirmekle değil Tanrı'yı antropolojikleştirmekle sonuçlanır. Feuerbach özümüzü bu dünyada gerçekleştirebileceğimizi savunur. Ancak Stirner, bu teorik hamlenin yalnızca Tanrı'nın insanla yer değiştirmesini sağlayarak insanı tanrısallaştırdığına kani olur: "Tanrı'yı cennetinden kovmak ve ondan aşkınlığını çalmak, eğer o böylelikle yalnızca insanın göğsüne kovalanmışsa ve silinmez bir içkinlikle taçlandırılmışsa, henüz tam bir zafer nidasına karşılık düşmez. Şimdi diyebiliriz ki ilahi olan gerçekten insan olmuştur. Stirner, Feuerbachçi antropolojide insanlığın ilahi bir öze sahip olduğu iddiasını bulduğu için, yeni bir teoloji biçimi olduğundan şüphelendiği hümanizmin felsefi bakış açısıyla arasına mesafe koymakta gecikmez. Teolojik hümanizm, bir tanrısallığı diğerinin yerine ikame ederken, kişinin özsel ve özsel olmayan benlikleri arasındaki ayrımı ve karşıtlığı korur. Bu açıdan bakıldığında, Stirner'e göre hümanizm aslında daha tehlikelidir, çünkü dünyaya seküler bir yönelim kisvesi altında görünen dindar bir ideolojidir. Ahlakın yeni kaynağı olarak dinin yerini alan insan özünün kutsallaştırılması, yalnızca bu öze hürmet edenlerin kutsanmasına hizmet eder: "Kutsal olan, tapınmasıyla kendisi de bir aziz hâline gelen hürmetkârını kutsar.” Stirner, Sol Hegelcilerin hümanizminin, en az dindar Hıristiyanların Protestanlığı kadar dindar olduğunu iddia eder.
Sayfa 124·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bu ülkede özgürlüğü artık Almanlar tadacak!
Gün, bugündür sevgili halkım. Bir vaadimiz daha vardı: O kendini beğenmiş, bizim ülkemizde bize mülteci gibi davranan Yahudileri bu ülkeden kovmak. Buna şimdilik bazı haklarını kısıtlayarak başlıyoruz. Bundan böyle hiçbir Yahudi, bir Alman ile evlenemeyecek. Hiçbir saf Alman ırkına ait olamayan kişi, Alman va-tandaşı sayılmayacak. Bu ülke Almanlarındır. Bu ülkede özgürlüğü artık Almanlar tadacak!
Tarih
Son
“Acaba bu son mu?” diye düşündü. Son… Kurtuluş… Her şeyin bitmesi ve perdenin inmesi. O büyük ve ferahlatıcı boşanma. Bütün kafasındakilere, hepsini birden paydos demek, kapıları açmak ve yol vermek, son zerresine kadar her hatırayı, her hayali, her tasavvuru kovmak ve herhangi bir nesne, cansız ve şuursuz bir mevcut olmak, bu güneş altında parlak bir yılan sırtı gibi, bir ucu dikilen sokağa, güneşin yer yer bir cüzzam gibi kemirdiği duvarlara, evlere katılmak, varlığın çemberinden çıkmak, bütün tenakuzlarından kurtulmak… 
Sayfa 69 - Dergah·Kitabı okuyor
Tut dilini
Lanet, Allah’tan(cc) uzaklaştırmak ve kovmak anlamındadır ki bu da ancak kişinin kendisini Allah’tan(cc) uzaklaştıran sıfatlarla nitelenenmiş olmasıyla caiz olabilir. Kişiyi Allah’tan(cc) uzaklaştıran sıfatlar da Allah’ın laneti zalimlerin ve kâfirlerin üzerine olsun demek suretiyle küfür ve zulümdür.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Hüznün tıbbın hükümranlık alanına sokulması, özellikle antidepresan ilaçlar geliştirildikten sonra yaygın olarak karşılaşnğımız bir durum. Psikiyatri bilimi adeta hayattan tüm ızdırabı, hüznü, kederi kovmak istermişçesine duygu dünyamızı ince dilimlere ayırarak onları hastalık hanesine yazıyor. Bir bakıyorsunuz, klinik depresyon düzeyine erişmeyen mutsuzluk duyguları minör (küçük) depresyon vb. isimlerle etikerlendirilmiş.
Sayfa 68
Alıntı