a

sokağa çıkın, yaşayan insanların havasını soluyun, daha iyi bir toplumda insanın nasıl olacağına dair teorileri bırakın; bir kerecik de, belli bir protein kotası, boş zaman ya da hakimiyetten çok daha fazlası olduğunu söyleyin mutluluğun.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Reklam
başka bir olası insan profilinin yanından geçebiliriz; gülünç ya da korkunç şeyler gelebilir başımıza, bir kafenin kapısında başlayıp bağdat’ın en büyük meydanındaki bir darağacında biten döngülere girebiliriz, ya da rue du dragon’da bir su yılanına basabiliriz, ya da bir tangodaki gibi hayatımızı kırık aynalar ve yapısalcı nostaljilerle dolduran o kadını uzaktan görebiliriz (o saçlarını yapmayı bırakmamıştır ama biz doktora tezimizi bırakmışızdır); çünkü bu öyle sesi derinleştirmeye benzemez, böyle şeyler kediler gibi aniden olur, biz telefona bakarken küvetin taşması gibi aniden
Sayfa 50·Kitabı okudu
suyla yatıştırılan susuzluğun ona tekrar işkence edeceğini biliyor
Sayfa 48·Kitabı okudu
burada yılanbalıkları ya da yıldızlardan bahsetsek de aslında insana kafa yoruyoruz; müzikten, aşk kavgalarından, mevsimlerin ritimlerinden gelen bir şeye, benzerliğin süngerde, ciğerde, kalbin kasılmasında sezdiği bir şeye, sözlüklere geçmemiş kelimelerle başka bir anlayışa doğru yönelmeyi kekeleyen bir şeye.
Sayfa 45·Kitabı okudu
bir ismi olmayan bütün her şeye farklı farklı isimler verilir
Sayfa 20·Kitabı okudu
Reklam