hiç kimse bu uçsuz bucaksız, el değmemiş ormanında
bu hesapsız dünyanın, hiçbir zaman görmez
kendi bildiği tanrı’yı.
yalnızca rüzgârın taşıdığı, rüzgârın taşıdığıdır duyulan.
kafa yorduğumuz ne varsa aşklarımız, tanrılarımız,
geçer giderler, bizim gibi.
ve yazdıklarını okuyanların
iyice hissettikleri,
onun çifte acısı değil,
sahte acılarıdır kendilerinin.
böylece döner durur raylarda
eğlendirmek için aklımızı
kalp adını verdiğimiz
o küçük oyuncak tren.
ikili yalnızlık, bıkkınlığa, can sıkıntısına kadar varmayınca, duyguların ve güvenin ağır ağır yükselmesini sağlar, bu da yalnızlığı paylaşanları çok yaklaştırır.