a

…artık durmadan, zamanında gitmeliydim der ve kendi kendine zamanında neden gitmedim diye sorar. Ama kendimize neden gitmediğimizi sorarsak ve neden zamanında gitmedik dersek, bu en son sınıra gelindiği anda gitmediysek artık bunu anlayamayız…
Sayfa 67·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ama biz bir başkasına (bir başka konuyu) açıklayamayız, onun nasıl olduğunu, çünkü ona sadece onu nasıl gördüğümüzü açıklayabiliriz, belki de bu onun olduğu şeyle aynı şeydir, ama biz bunu o böyledir diyebilmek yönünde açıklayamayız. Böylece her şey başka olandan tamamen başkadır.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Doğu’da, göreceli olarak, geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek birbirinin içine akar: Batı’da bunlar münferit öğelerdir. Doğu’da zaman içindeki deneyimler bir havuzda toplanan sular gibidir (belki biraz durgun); Batı’da zaman daha çok bir dere hâlinde akan sular gibidir, ve geçip giden şeylerin, sonsuza dek geçip gittiğine dair şiddetli bir farkındalık yaşanır.
Sayfa 64·Kitabı okudu
yabancı bir memlekette oturup, oraya ait olamamak tahammül edilebilir bir durum olmasının ötesinde, keyifli bir deneyim bile olabilir. çekilen acılar erotize edilebilir, kişi yansıttığı yabancı imgesiyle flört edebilir, egzotik bir öteki’ne dönüşebilir. peki ya insan kendi memleketinde kendisini yabancı gibi hissederse?
Sayfa 48·Kitabı okudu
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği’nin sonunda, Sabina dışında herkes ölür. Bu arada, o da, Amerika’da bir çeşit ruhsal ölüm tecrübe etmektedir. Ve bu varoluşsal kriz, kaçınılmaz ölümümüz, var olmanın dayanılmaz hafifliğiyle karşılaşmaya mahkûm oluşumuzun sebebidir. Yine de birçoğumuz hayatı seçeriz, çünkü Karenin’in gülümsemesi bir olasılık olarak daima aklımızın bir köşesindedir.
Sayfa 43·Kitabı okudu