Yürümek - Evet

9,5/10  (2 Oy) · 
4 okunma  · 
1 beğeni  · 
542 gösterim
Bir insanı umutsuz bir durumda gözlemliyoruz, durumun umutsuz olduğunu biliyoruz ve umutsuz durum kavramını da biliyoruz, ama bu insanın umutsuz durumuna karşı hiçbir şey yapmıyoruz, çünkü bu insanın umutsuz durumuna karşı bir şey yapamayız, çünkü biz kelimenin tam anlamıyla böyle bir insanın umutsuz durumu karşında aciziz, oysa böyle bir insanın ve onun umutsuz durumu karşısında aciz olmamak zorunda olduğumuzu kabul etmeliyiz, diyor Oehler.
(Yürümek)

Thomas Bernhard'dan iki çetin anlatı birarada:
Yürümek (1971), Evet (1978).

Thomas Bernhard, Yürümek'te, "yürüme" ve "düşünme" kavramlarının birlikteliğini yazınsal bir birliktelikle, düşünmenin ve yürümenin içiçe geçen ritmiyle kurgularken, anlatının bütününde tekrarın sınırları zorlayan vurgusunu kullanarak, tekdüzeliğe sıkışmış, olağanüstülüğü ve dehayı boğan yaşam karşısındaki çaresizliği, bir insanın delirmesinin bütün kişisel temeline karşın kaçınılmaz bir sona işaret edişiyle kesiştiriyor.

Evet anlatısında hem yazar hem okur yine "felaket"le yüzleşirken, ben-anlatıcının süreklilik halini alan bunalımdan kurtulma uğraşı bir insanın kendini feda etme hikâyesi ile kesişiyor. Varoluşun ele geçirilmesi girişiminin, yürümek-düşünmek, felsefe-müzik birliktelikleri ile akıl hastalığına dayanma sınırına varmaktan kurtulamadığı, rastlantıdan öte felaket bir dünyanın felaket doğurduğu gerçeği buz gibi yüzümüze vuruluyor!
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2012
  • Sayfa Sayısı:
    148
  • ISBN:
    9789750816109
  • Orijinal Adı:
    Gehen - Ja
  • Çeviri:
    Sezer Duru
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 1 Alıntı

Entelekheia 
29 Ağu 16:06 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Klosterneuburg sokağında bu bitmek bilmeyen bir aşağı bir yukarı yürüyüş. Klosterneuburg sokağındaki bu çaresizlik ve devinimsizlik. Son iki günde bu iki cümle ve cümle parçalarını hiç durmadan yinelemişti, diyor Oehler. Bizim Klosterneuburg sokağından çekip gitme yeteneğimiz yok. Artık karar verme gücümüz yok. Bizim yaptığımız hiçbir şey. Aldığımız nefes hiçbir şey. Gidersek bir çaresizlikten diğerine gideceğiz. Gidiyoruz ve hep daha çaresiz olan çaresizliğe gidiyoruz. Çekip gitmek, çekip gitmekten başka bir şey değil, dedi Karrer, diye aktarıyor Oehler, tekrar tekrar. Gitmekten başka bir şey değil. Yıllar boyunca bir şeyin, yani her şeyin değişeceğini düşündüm ve Klosterneuburg sokağından çekip gitmeyi, ama hiçbir şey değişmedi (çünkü hiçbir şeyi değiştirmedi) diyor Oehler ve gitmedi. İnsan yeterince erken gitmezse birden çok geç olur ve artık gidemez. Birden, insan istediğini yapabilir, artık çekip gidemeyeceği açıktır. Bu sorun, artık gidememek, hiçbir şeyi değiştirememek, insanı bütün yaşam boyunca uğraştırır, demiş Karrer, sonra insan başka hiçbir şeyle ilgilenemez. Sonra insan gittikçe çaresizleşir ve gittikçe zayıflar ve artık durmadan, zamanında gitmeliydim der ve kendi kendine zamanında neden gitmedim diye sorar. Ama kendimize neden gitmediğimizi sorarsak ve neden zamanında gitmedik dersek, bu en son sınıra gelindiği anda gitmediysek artık bunu anlayamayız.

Yürümek - Evet, Thomas BernhardYürümek - Evet, Thomas Bernhard