Memlükler deyince ilk akla gelen Baybars olur elbette.
Moğolların daha onlu yaşlarında esir alıp köle pazarlarında sattığı ve daha sonra Mısır'a Sultan olan ve Ayn Calut'da, Elbistan ovasında Moğollara haddini bildiren zat.
Ve aynı zamanda Haçlıları İslam Coğrafyasında barınamaz duruma düşüren sultan.
İbn Abdüzzahir onu, Aydın Usta'nın alıntıladığı kadar dağınık, karışık ve kötü anlatmamıştır elbette.
Yazar ve yayınevi bu kitapta o kadar başarısız ki, bu kitaptan ne Memlükleri, ne Baybars'ı, ne de Baybars'ın katibi İbn Abdüzzahir'i anlamak mümkün.
Burada üstün körü alıntılanan konuların her biri hakkında ayrı ayrı bir çok kitap, makale okumuş biri olduğum halde,
hadiseleri ve anlatılanları anlamakta zorlandım.
Yazar ve yayınevi galiba burada gerçekleri anlatmaktan ziyade din ve İslam pazarlama peşinde gibi geldi bana.
Konuları ayrıntılı olarak bildiğim için kitap benim için son derece faydalı olsa da o dönemi bilmeyenler için kitabı okumak zaman kaybından öteye bir şey ifade etmez diyebilirim...
Benim için kitabın tek kıymete değer yönü, yazar ve yayınevinin Baybars ve beylerinin sürekli olarak yağma talan peşinde koşmaları, şehirleri, kaleleri yakmaları, yaşlıları öldürüp kadınlara tecavüz etmeleri, genç kadınlarla, erkekleri, hayvanları, eşyaları pazarlarda satmaları, birbirlerine hediye etmeleri ve bunu da "İslam'ı yaymak, Allah-din için savaşmak" olarak göstermesidir.
Burada açıkça gürülüyor ki, İslam ve İslam Orduları denen oluşumların İskender, Haçlı, Roma, Pers ordularından hiçbir farkı yok.
O kadar ki, başta Musa, Muhammed, Emevi, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı ordularını bir araya getiren ana etken de zaten bu yağma talanlar ve tecavüzlerdir.
Aydın Usta ve yayınevi bu yağma talan ve kıyımları bir başarı olarak gördüğü için bütün çıplaklığı ile anlatmakta bir