İlkokula başlamıştım ve okuldan nefret ediyordum. Okul servisinin ön kapısından girip arka kapıdan kaçıyor ve eve gidiyordum :) Derken üç arkadaş bir eve saklandık karar kesindi: "O gün okula gidilmeyecekti . " Şoför fark edip onları almadan gitmem demiş ve her yerde aranıyoruz. Halam bizi buldu. Bağıra çağıra servise bindik ve ben yine arka kapıdan kaçtım servis beni almadan gitti . Zafer benimdi başarmıştım . Halamda köşede beni izliyormuş . Yine yakalanmıştım . Kulağımdan çeke çeke eve kadar getirdi bağırdı çağırdı ve beni odaya kilitledi. " Akşama kadar yemek yok. Aç kal da aklın başına gelsin " dedi. "Yemem ölsem de okula gitmem " dedim . Ve odada saatlerce ağladım . Çok acıkmıştım. Ortalık sakinleşince kapıya zorladım ama açamadım . Derken kapı açıldı . Elinde makarna tabağıyla dedem ❤ Gurur yaptım .
-Dede halam görürse sana da kızar yemem dedim.
- Sen yemezsen ben de aç kalırım hasta olurum kızım ye deyince yedim . Sonra okuldaki öğrencilerin çok yaramaz olduğunu başımı ağrıttığını bana zarar verdiklerini öğretmenin bir cünleyi elli kere tekrar ettiğini benimse çok sıkıldığımı anlattım. Gülümseyerek dinledi. Kitaplar kızım dedi Onları seversin ...... - Teşekkür ederim dedem.
Babam buzağı gütmeye gönderiyordu. Çobanlık çok sıkıcıydı. Ben sevmiyordum. Ben çoban olmam bana ne deyip çocukça gurur yapıyordum. Aslına bakarsanız çok çok korkuyordum. Derken yine bir gün kavga gürültü aldım buzağıları gittim. Aliç diye bir tarlamız var . Mısır ekmişler bizimkiler onun altındaki çayırdayım. Tarlamızın yukarısında da Ören Tepe tarlamız var . Ve oradan benim olduğum yer rahat gözüküyor. Neyse mısır tarlasının yanındayım . En hafif rüzgarda mısır yaprakları birbirini çarptıkça domuz geliyor diye korkuyorum. Sonra dayanamadım başladım ağlamaya . Derken ses duydum :
- Kumru