Trump, Ortadoğu’da İran ile alelacele imzaladığı o "İslamabad Mutabakatı"nın sahada (Hürmüz ve Lübnan'da) daha 48 saat geçmeden delik deşik olmasıyla küresel karizmasını zaten fena çizdirdi. Ankara'daki müttefiklerin karşısına bu "rehin alınmış" imajla çıkmak, kendisini "Cengiz Han'dan daha güçlü" ilan eden narsisizmi için tam bir yıkım.
Eğer Trump, müttefiki İsrail’i dizginleyemez, Hürmüz Boğazı kapalı kalır ve petrol fiyatları tırmanmaya devam ederse, bunun faturası Kasım ayında sandıkta Cumhuriyetçilere kesilecek. Demokratlar Kongre'de (Temsilciler Meclisi ve Senato'da) çoğunluğu ele geçirirse, Trump’ın ikinci dönemi resmen bir "topal ördek" trajedisine dönüşür.
ABD içindeki devasa Yahudi sermayesi ve savaş lobileri (AIPAC vb.), İran'la yapılan bu anlaşmaya öfkelerinden dolayı Cumhuriyetçi adaylara verdikleri seçim finansmanını şimdiden kısmaya başladılar. Paranın kesilmesi, Trump için seçimleri kaybetmekle eşdeğerdir.
İşte tam olarak bu yüzden Trump, hem NATO zirvesinde elini rahatlatmak hem de Kasım seçimlerinde tabanına bir başarı hikayesi sunabilmek için sıkışmış durumda.
Bu iki devasa bariyeri aşabilmek için içeride "10 sent bile vermeyeceğiz" diye hırçınlaşırken, dışarıda işlerin sarpa sarmasının suçunu acilen birine yıkmak zorunda. Ankara'ya gitmeden ve Kasım sandığı önüne gelmeden önce, kurduğu bu kırılgan Ortadoğu politikasının başarısızlık faturasını bizzat sahada bu işi yürüten temsilcilerine kesmesi artık an meselesi. Kral, tahtını ve kasım sandığını korumak için vezirlerini feda etmeye her zamankinden daha yakın.