Eveet, bu saatte yazmam biraz garip ama ertelemek istemedim çünkü kendime ayırdığım zaman çok kısıtlı, neyse konudan sapmayalım... Ben aslına bu kitabı kasım ayında falan okumaya başladım ama 100 sayfa kadar anca okuyabildim onu da ocak ayına kadar yaydım resmen çünkü hiç sarmadı ya, yani konu başlığını okuduğum zaman evet işte suya hükmedebilen bir kız kral tarafından beşinci karısı olmak için saraya çağrılıyor gibi bir konu vardı ve ben kafamda çok güzel canlandırdım yani dedim şimdi kesin macera, entrika, rekabet, fantastik olaylar olacak diye ama kitap öyle bir sıkıcı başladı ki, kızın babası ölüyor ve saray görevlisi 'Darien' gelip onu alıyor... O yolculuk evet keyifliydi o da Darien sayesinde yine, orada ısınmaya başladım kendisine, sonra kız yol sırasında kaçıyor ve kasaba gibi bir yerde yaşamaya başlıyor nehrin kenarında, oradaki konuyu hiç anlayamadım, yani neden, ne alaka dedim kendi kendime... Sonra da oralarda yaşayan bir çiftin yanında yerleşiyor ve bir süre orada kalıyor... Orayı o kadar çok uzattı ki yazar, ve o kadar sıkıldım ki yani kitabı o yüzden bıraktığımı hatırladım, kitabın devamını da okuduktan sonra oradaki olayla bağdaştıramadım, yani yine ne gerek vardı dedim çünkü sonradan Darien kızı bulup yine saraya götürüyor ama bu sefer kralın eşi olması için değil, başkan olduğu için... Oradaki olay da karışık... Şimdi kitaptaki insanlar ayrılıyor işte kimisi 'hunti, 'coru' gibi farklı isimleri var (bunun anlamını da çözemedim çünkü kafa karıştırmaktan başka pek bir katkısı olmadı) işte kızımız da bu güçleri taşıyan ailenin başkanı mı ne sayılır öyle bir şey, o yüzden misafir olarak kraliyete gidiyor ve benim beklediğim olaylar ancak 300 sayfadan falan başlıyor, işte kraliçeler ile çekişme, güçlerin ortaya çıkması, gizem, rekabet, aşk... Yani şöyle