Puan vermedi·184 syf.··
2026 26. kitabı
Kişisel Edebiyat Atlasınının devamı niteliğinde... Hayata Rağmen Edebiyat Ali Lidar, Hayata Rağmen Edebiyat'la Kişisel Edebiyat Atlası'nın sınırlarını genişletiyor. Edebiyatın mihenk taşlarının yanında, unutulan yahut yeterince değer görmeyen edipleri de bilinmeyen yönleriyle anlatıyor. Ali Lidar'ın özgün bakış açısıyla, yaşamlarını ve eserlerini ustalıkla kaleme aldığı yirmi yazar, edebiyatın hayatla kesiştiği coğrafyada okurlarını bekliyor. Bizi hayata karşı ne savunabilir, edebiyattan başka? "Hayata Rağmen Edebiyat'ın yazarlarını seçerken yine tamamen sübjektif kriterler kullandım. Hiçbir kanonik kaygı gütmeden, sevdiğim, etkilendiğim, insanların okumasında yarar olabileceğini düşündüğüm yazarlara bir de benim penceremden bakılsın istedim. Bu yazarların hemen hemen hepsi üzerine binlerce sayfa yazılmıştır muhakkak. Amacım bu değerli birikime birkaç sayfa daha eklemek değil sadece, o yazarları neden sevdiğimi, onların eserlerinde ıskalanmış olabileceğini düşündüğüm neler gördüğümü anlatmak, paylaşmak istedim. Bu kitapta istisnasız bütün yazarlar sevdiğim ölüler arasından seçildi. Galiba ölüleri ve onların hatıralarını yaşayanlardan ve yaşarken paylaşılanlardan daha çok seviyor ve önemsiyorum…
Hayata Rağmen EdebiyatAli Lidar · İthaki Yayınları · 2019569 okunma
Entelektüelin Romanı: Düşüş
8/10
·464 syf.·
2026 31. kitabı
Seda Ünsar'ın Düşüş adlı romanını anlatmak istiyorum size. Bu arada Seda Ünsar dedim ancak yazarımız aslında uluslar arası ilişkilerde bir Profesör Doktor. Gelgelelim tarzıyla, sıra dışı bir profesör olduğu için ben de kendisini şahsen tanımasam bile doğrudan doğruya ismini yazmayı doğru buldum. Düşüş, “siyaset ve felsefe odasında aşk hikayeleri” alt başlığıyla piyasaya çıkmış bir roman. Benim romanı okumam akademisyen bir arkadaşımın tavsiyesi ve hatta kitabı hediye etmesi sayesinde oldu. Normal şartlarda okur muydum? Doğrusu karşıma çıkmazdı bile. Bunu, şunun için söylüyorum, bazı değerli kitaplar ve yazarlar var ki biraz köşede, kenarda kalmış oluyorlar. Onları fark etmemiz için birtakım özel sebepler gerekiyor. Düşüş bir roman, yazarın ilk romanı. Ben de onun olumlu ve olumsuz taraflarından söz etmek niyetindeyim. Tabii şunu belirtmem gerekiyor; edebiyat bir sanattır, bir bilim değildir. Bilime yakın kriterleri olsa bile kesin hüküm, kesin sonuç veremeyiz, kişiye göre değişir. Bir roman da bu şekilde değerlendirilmeli. Ben bir roman yazarı ve sıkı bir roman okuru olarak iyi bir romanı nitelendirirken bazı kriterler ortaya koyuyorum. Bunlar akıcılık ve dil başarısı, gerçeklik hissi vermesi, okurda düşünce değişimi ya da pekişmesi gerçekleştirmesi, ilgi çekici bir hikayeye sahip olması ve güçlü karakterler bulundurması şeklinde sıralama başlangıcı olarak sayılabilir. Elbette başka kriterlerim de var. Seda Ünsar'ın ilk romanı olan Düşüş oldukça hacimli bir roman, bir kere onu söylemem gerekiyor. Bende bittiği zaman oluşturduğu kategorik karşılığı entelektüel ve varoluşçu bir roman olup, özünde Türk aydınının belki de en önemli meselesi olan Doğu-Batı çatışmasını işlemesi olarak tebarüz etti. Yani bunu, bir tezli roman olarak kabul etmek gerekiyor. Şu bir gerçek ki,
DüşüşSeda Ünsar · İnkılap Yayınları · 202111 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dikkkat spoiler içerebilir!!!!
9/10
·88 syf.·
2026 45. kitabı
Kısa ama etkili bir kitap. Zaten bu tarz kitapların da böyle bir özelliği yok mudur çok sıkmadan kaliteli içerik , verilmek istenen güzel bir mesaj. Klasikleri okurken aslında şunu fark ettim. Daha çok dönemin eleştirileri üzerine yazılmışlar.Görücü usulu evliliklerin getirdiği mutsuzluklar kadınların toplumdaki yeri eleştirmiş. Pervin kültürlü ,eğitimli ve bilinçli bir genç bir kız.Tam bir hanımefendi .Hayallerini süsleyen İstanbul'u görmek arzusu ve saygılı, bilinçli bir beyefendiyle tanışıp evlenmek düşüncesinde.Evlilik ve aşk hakkındaki düşünceleri güzeldi .Ona göre kişi sevmeli, iyice tanımalı sonra hayatlar birleştirilmeli .Evlikteki aranacak en önemli kriterler ahlak, eğitimdir ,namustan, servetten önce gelenlerdir .Maalesef çokça hayal kırıklığı yaşıyor.Onun gözündeki İstanbul kavramı tam bir hayalkırıklığı bunu geçtim hani vardır ya her genç kızın istediği İstanbul beyefendisi tarzı biriyle tanışmak Pervin'de tam öyle birine aşık oluyor ya da sanıyor .Hayallerini o adamla süslüyor . Ama maalesef Behiç de tam bir hayal kırıklığı.... Pervin saf güzel duygularını kirletmek istemeyen onurlu bir genç kız ama Behiç çıkar ilişkisi düşünen zayıf karakterli bir adam. Yani aslında şu var kişi kendini ne kadar geliştirilmiş olursa olsun belki dışarıdan gözümüze güzel gelen bu özellikleri onun diğer taraflarını görmemize engel oluyor.Küçük bir ipucu, detay ,hata kişiyi gözümüzde alçaltıyor.Ama Pervin mantıklı bir kız .En baştan durumu kabullenip kesin bir duruş sergiliyor. Çaresizlik hayal kırıklığı üzüntü pek çok duyguyu bir arada yaşıyor bununla savaşıyor. Yaşadığı hayal kırıkları Aslında onu bir nevi olgunlaştırmıştır hayata bakış açısı insanlara bakış açısı değişmiştir. Bu süreçte bir karar alıyor. Mutlu olmuştur umarım. :)
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma
Yönünü rüzgar değil, sen çiz.
10/10
·332 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 23:52
" Bir gemi doğuya gider, biri batıya.Esen aynı rüzgârla, hangi yöne gidileceğini belirleyen rüzgar değil yelkendir." Ella Wheeler Wilcox Hedefler sadece sınav döneminde değil, hayatın her döneminde olmalı. Senin kendini bulduğun andan, ölümün geleceği ana kadar potansiyellerin ölçüsünde gerçekleştireceğin başarılar, kovalayacak hayallerin olmalı. Bu yaşamının her anında olmalı. Öğrenciliğinde seçeceğin okulla başlayıp, seçeceğin mesleğe kadar seni ilgilendiren hedefler. Neden bu mesleği seçmelisin? Bu meslek seni yansıtıyor mu? İlerde bu meslek seni mutlu eder mi? Gibi soruları karşılayan bir dünya soru hedefinde belirleyici kriterler olmalı.
Başarının Yol HaritasıÂdem Durmuş · Beyaz Yayınları · 20089 okunma
Yine bana vaadedilenler ve gerçekleşmeyenler işte...
5/10
·%59 (324/544 syf.)·
Yani bu kitap beni inanılmaz yordu. Heleki biraz daha kafamı rahatlatacak akıp gidecek bir kitaba ihtiyaç duyduğum zamanda okudum ya hakikaten katlanamadım. Biraz da bu kitabı doğru zaman da okumamda sinir etmiş olabilir beni. Çoğu okuyan abarttığımı da söyleyebilir belki de ancak benim için de önemli olan bazı kriterler var şimdi hızlıca (hazır olun geliyor paragraflar) ne beni bu kadar yordu irite etti açıklamaya çalışacağım izninizle: İlk olarak bir konusundan bahsedeyim ve burada biraz sahip olduğum beklentileri açıklayayım; kitabımızın konusu çok sevdiği bir fantastik romana reenkarne olan ve orada yan karakter olan ana karakterimiz -ismi Aviva bu arada- romanın(sözde) kötü karakteriyle -Rahsanla- normalde olmaması gereken bir dostluğun(tabiki yerseniz ileride aşk olacak o) yavaş yavaş oluşmasıyla başlıyor. Evrene gelirsekte geçitler ve bu geçitlerden gelen canavarları imha etmekle görevli olan ana karakterlerimizin ekibi var. Ve tabikide bunlar akademide eğitim görüyorlar(hani o akademi olmazsa başımıza taş yağar ya). Ve ne hikmetse Aviva aynı zamanda reenkarne olduğu romanın ana karakteri -Serephina- ile yakın arkadaş.(Burdan tahmin edin dramasını şimdi) Şimdi bazılarınıza bu konsept çok özgün gelebilir. Ancak ömrü hayatında manhwalarla yada manhualarla ya da webtoonlarla diyelim çok kısa bir dönemde olsa haşır neşir olmuş olan her insan bunun aslında ne kadar klişe bir konsept olduğunun farkındadır. Ama yine de ben bu konsepti genel manada seven bir insanım. Ve hani zamanında bu konsepten okuduğum webtoon sayısını ancak Allah bilir. Yani sıkıntı benim için konsept değil bu konseptin işleyişi ve bu temaya yedirilen karakterler. Şimdi tüm bu yukarıda bahsettikleri ne değinmek önce bu konsepti niye sevdiğimi ve okumaktan haz aldığımı anlatayım; ilk
Yan Karakter 1Sareinn · Guardian Yayınları · 2026150 okunma
Belki de masumiyet, yaşanamamış o “eğer”lerde saklı.
Puan vermedi·524 syf.·
2026 11. kitabı
Zengin bir genç olan Kemal, uzak akrabası Füsun’a aşık olur. Nişanlı olduğu halde onunla bir ilişki yaşar. Sonra Füsun kaybolur. Kemal yıllarca onu arar, bulur, ama bu kez Füsun evlidir. Kemal 8 yıl boyunca Füsun’un evine gidip gelir. Onu bekler. Onu izler. Onunla yaşadığı her anın eşyasını saklar. Sonunda Füsun’u tamamen kaybeder. Ve o aşkı bir müzeye dönüştürür. Bu bir aşk romanı gibi başlar. Ama aslında üç şey anlatır: Kaybı kabullenememek Kemal Füsun’u değil, kaybettiği ihtimali yaşatmaya çalışır. Hafıza ve eşyalar Bir sigara izmariti neden kutsallaşır? Çünkü duygu yüklenmiştir. Zamanla savaş Kemal zamanı durdurmak ister. Ama zaman akmaya devam eder.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma