Bir yığın tedirgin,kendinden sıkılmış varolandan başka bir şey değildik.
Burada. bulunmamız için tek bir neden yoktu; hiçbirimiz böyle bir neden ileri süremezdi. Utanç içinde bulunan
ve belirsiz bir tedirginlik duyan her varolan, ötekilerin karşısında kendini fazlalık olarak hissediyordu. Fazlalık.Bu ağaçlar, bu kapılar, bu çakıl taşları arasında kurabildiğim tek bağıntı işte buydu..
Rahatlık ya da hoşnutluk duyduğumu söyleyemem.tam tersine, beni eziyor bu. Ama amacıma ulaştım, öğrenmek
istediğimi biliyorum artık; Ocak ayından beri başımdan geçenlerin tümünü anladım. Bulantı yakamı bırakmadı.O kadar çabuk bırakacağını da sanmıyorum.Ama onu, bir dert gibi duymuyorum artık. Bu geçici bir
huysuzluk ya da bir hastalık değil; kendi öz varlığım..
Nesnelerin; o adlandırdırılayanların arasındayım. Yapayalnız,sözcüksüz, güçsüz olan beni kuşatıyorlar; altımı.
üstümü, ardımı dolduruyorlar. Bir şey istedikleri yok, kendilerini kabul de ettirmiyorlar; buradalar sadece.
..bir insan olduğumu düşünüyorlardı, ama
onları aldattım ben. Bir adam görünüşünü ansızın kaybettim;bu insansal salondan bir yengecin kıçın kıçın dışarı çıktığını gördüler. Maskesi düşmüş yabancı kaçtı artık;oyun devam ediyor. Ardımda bir yığın gözün ve korkuya kapılmış düşüncenin kaynayıp durduğunu düşünmek canımı
sıkıyor. Sokağın öte yanına geçiyorum.