Sokaklarda neidüğü belirsiz bir yığın gürültü sü-
rüp gidiyor.
Öyleyse, şu son haftalar içinde bir değişiklik ortaya
çıktı. Ama nerde? Hiçbir şeye bağlanılamayan soyut bir
değişme bu. Değişen ben miyim? Ben değilsem şu oda, şu
kent, şu doğa;seçmek gerek.
Burada tehlikenin köşecikte beklediği evler, tavan araları, alanlar yoktu. Burada beni kimse ölümcül bir randevu için beklemiyordu. Burada yalnızca toprak ve tepeler vardı ve toprağa yapışıp yatmak, hâlâ hayatta kalabilmek için yeterliydi.
Corradino -o akşam bize söylediğine göre- Emesta’dan ayrılışının da geçmişte kalan pek çok ayrılışa benzediğini ve bu yalnız kalma isteğinin pek eskiden kalan bir duygu olduğunu ayrımsadı.
Şimdi fark ediyorum ki bütün bu yıl içinde ve hatta daha önce, o hafif çılgınlıklar, Anna Maria, Gallo, Cate dönemlerinde, daha bizler çok gençken ve savaş hâlâ uzak bir bulutken, ben yalnızca uzun bir yalnızlık, yararsız bir tatil yaşamışım: Hani saklambaç oynarken bir çalılığa girip de mutlu olan, yaprakların arasından göğe bakıp oradan çıkmayı unutan bir çocuk gibiymişim.