“George yumuşak bir sesle konuşmaya başladı: "En başından beri biliyordum. Ta en başından beri biliyordum bu hayalin gerçek olmayacağını. O kadar çok anlattırdı ki, ben de belki bir gün gerçekleştiririz hayalimizi diye umut etmeye başladım."
“Biri ötekine anlatıp durur, ötekinin duyup duymadığının ya da anlayıp anlamadığının hiçbir önemi yoktur. Konuşuyorlar ya da hiç konuşmadan karşılıklı oturuyorlardır ya, önemli olan budur işte. Karşıdakinin dinleyip dinlememesinin hiç ama hiç önemi yoktur."
“George iç çekti. "En iyisi iyi bir geneleve gitmek," dedi. "Adam gider oraya, bir güzel içer, içindekilerin hepsini döker, hiç de belaya falan bulaşmaz. Cebinden kaç para çıkacağını da bilir önceden. Ama bu tip kadınlar var ya, işte onlar tam bir beladır, adamı hapse sokar onlar."