gerçek yaşamla yaşanmamış yaşam arasındaki, olduğumuz kişiyle olmak istemediğimiz kişi arasındaki en kısa mesafe, ünlü ressam M.C. Escher'in şeytani bir acımasızlıkla tasarlamış olduğu bükümlü bir merdivendir.
Umut ve mutluluk aynı değildir. Umutlu olmak için mutlu olmanız gerekmez. Daha çok geleceğin bilinmezliğini ve o geleceğin bugünden daha iyi olabilecek versiyonları olduğunu kabul etmemiz gerekir. Umut, en temelinde, olasılıkların kabulüdür. Ormanda ansızın yolumuzu yitirdiğimizde, bizi oradan çıkaracak bir yolun mutlaka olduğunu kabul etmektir. Tek ihtiyacımız, bir plan yapmak ve biraz kararlılık.
Bir odadaki eşyaları birer birer dışarı taşıdığınızda, iki şey olur. Birincisi çok açık. Giden şeylerin bazılarını özlersiniz. Olan ikinci şeyse, kalan şeyleri her zamankinden daha çok fark etmeye başlamanızdır. Dikkatiniz odaklanır. Kitaplıkta kalan kitapları okuma ihtimaliniz artar. Kalan sandalyelerin değerini daha çok takdir edersiniz. Bir satranç tahtası varsa, büyük ihtimalle satranç oynarsınız. Bir şeyler elimizden alındığında, geride kalan şeyler daha değerli olur. Yalnızca görünürlükleri değil, yoğunlukları da artar. Genişlik azaldıkça, derinlik artar.