gerçek yaşamla yaşanmamış yaşam arasındaki, olduğumuz kişiyle olmak istemediğimiz kişi arasındaki en kısa mesafe, ünlü ressam M.C. Escher'in şeytani bir acımasızlıkla tasarlamış olduğu bükümlü bir merdivendir.
kendini beğenmişliğin verdiği zevki tatmamış olduğu için arzularıyla amacına yöneliyor, sevdiğine ait olmak, eksikliğini çektiği mutluluğa sonsuza dek sahip olmak, özlem duyduğu tüm sevinçleri yaşamak istiyor.
ta ki daha önce hiç tanımadığı bir duygu onu büyüleyici bir şekilde bir insana çekene kadar. artık tüm umutlarını o insana bağlar, etrafındaki dünyayı unutur, ondan başka hiçbir şey duymaz, görmez ve hissetmez, yalnızca tek bir insana özlem duyar.
Onunla birlikteyken kendin olmanın tamamen normal olduğunu ve aslında başkalarının senin olmanı istediğin kişi olmaktan çok daha iyi olabileceğini hissediyorsunuz. Sanırım bunun sebebi kendisini tanıyor olması; bir şekilde bu tanıma ve bu yolla gelen özgürlüğe izni onun üzerinden çevresine yayılıyor.