Aslında saplantı suçlamalarda dile getirildiği gibi sevdiği kişinin ölümünden dolayı yas tutan kişi ne onun ölümüne yol açmıştır ne ortada bir ihmal söz konusudur ama yas tutan kişinin içinde elinden gelse kendisinin ölen kişiyi ölüme yollayacağı, sevilen kişinin bu dünyadan göçüp gitmesinden memnunluk duyacağı duygusu bilinç dışında yaşayıp durmuştur. Sevilen kişinin ölümünden sonraki saplantı suçlama da içteki bu bilinçdışı duyguya karşı açığa vurulan bir tepkidir.
İlkellerin görüşüne göre, güç kullanılarak olsun, sihir, büyü yoluyla olsun, insan ancak bir başkası tarafından öldürüldüğü zaman ölür, bu yüzden ölenin intikama susamış ruhu öfke ve hınç duygusuyla dolup taşar. Ölenler hayatta kalanları kıskanır, eskisi gibi eşi dostuyla bir arada olmayı özler, dolayısıyla başkalarına hastalık musallat edip ölüme sürükleyerek yine onlara kavuşmak istemelerine şaşmamak gerekir.
Saplantıların amacı, sözde kişiyi yasaklanmış eyleme başvurmaktan alıkoymaktır, ama aslında bunun, yasaklanmış eylemin bir yinelenmesi olduğunu söyleyebiliriz. 'Sözde' sözcüğü ruhsal yaşamın bilinçli, 'aslında' sözcüğü ise bilinçsiz yanını dile getirir.
Ayrıcalıklı kişilere karşı sergilenen bir davranış söz konusu olduğunda bu kişilere gösterilen derin saygının karşısında yoğun bir düşmanlık duygusunun bilinçdışında varlığını sürdürdüğü görülür.