"Nasıl oluyor da, tabii, ben de dahil olduğum halde, hiçbirimiz bu kadar meydanda olan gerçekleri görmemişiz? Halk gerilemiş, bu gerileme ile bağlılık kurmuş. İçinde yuvarlandığı yoksulluğa yavaş yavaş sürüklenirken sesini çıkarmamış, adeta göz yummuş, kadınları zorla çalıştırılmış, susmuşlar; bu yüzden, özellikle çocuklara bakılmamış, susmuşlar; her sınıf, bilhassa ihtiyarlar gıdasızlıktan bitiyor, halk yine susmuş, duruyor. Bu insanları alçaltan durum ile o derece bağdaşmışlar ki, biz de doğup büyürken, hep bu hali göre göre onu doğal görmeye alışmışız..."
Doğrusu, muhtemelen çok uzaklara gitmişti; Böyle büyük, dehşet bir olayla karşı karşıya kalan çoğu insan gibi o da zaman ve mekandan bağımsız bir yerde düş kırıklığına gömülmüştü.