Bizim orda Ökkeş Baba deyi bir yatır var. Er çocuğu olmayan herif Ökkeş Baba’ya gidiy, kurban kesiy, Yatırın başında dua ettiği kimin, o herifin avradı oğlan doğuriy... Ökkeş Baba yatırına gidenden sonra doğan oğlana Ökkeş adı veriliy, yoksam çocuk yaşamıy... Bizim orda Ökkeş adının çok olması bundan ileri geliy. Pazar yerinde bir sesleniysen Ökkeş deyi, herkes dönüp bakıy... Sese dönmeyen olursa anla ki ya Ökkeş değil, ya Ökkeş’tir ama sağır olduğundan sesi duymiy...a
Yeğen,
— Ah zoo, bu iş yattı... Yah! dedi.
Ben de ondan alışmış olacağım, onun gibi,
— Yah! dedim.
Dünya akıllısı yeğen de Alamanya’ya dönmüş olmalı ki, o günden sonra onu da göremedim.
Yaşlı adam yanıtladı:
— Baksanıza, bu kötülüklere, alçaklıklara, ahlaksızlıklara hâlâ sizin gibi kızıp bağıran çağıran,üzülen, dertlenen insanlar da var çok şükür. Ne zaman ki alışırız, artık bunlardan konuşmayız hiç, bunlar bize de olağan gelmeye başlar, işte o zaman batarız.
Nuri, işsizlik yüzünden o güzel mobilya mağazasını kapatmak zorunda kaldı. Sülü serüvenini bütün ayrıntılarıyla sık sık herkese anlatıyor, sonunda da,
— Sülü beni çok severdi... diyordu.
Bunun ne biçim sevgi olduğunu soranlara da şöyle demekteydi:
— Sülü her numarasını bana öğretmek için bin liramı alırken, bu en büyük numarasını öğretmek için benden para bile almadı.