Bugün kullandığımız ve dinin yokluğu veya dinsizlik anlamına aldığımız «küfr», küfre verilen oldukça yeni bir anlamdır. Son üç asırda ve herhalde Ortaçağ'dan sonra ortaya çıkmıştır. Batı'nın bir düşünce ürünü olarak Doğu'ya giren bu anlam dolayısı ile «küfr» insanın Tanrı'ya, Doğa-Ötesi'ne ve ahirete inanmaması anlamında alınmıştır. Oysa İslam'da, antik uygarlık döneminde, Tarih boyunca ve her din çevresinde «küfr»den söz edildiğinde «dinsizlik» kasdedilmiyordu. Niçin? Çünkü bu anlamda «dinsizlik» yoktu ve «küfr»ün kendisi de bir ayrı din idi. Bir din, diğer bir dine «küfr» demekte idi. O'nun «küfr» dediği din de bir başka dine «küfr» diyebiliyordu. Şu halde «küfr», dinsizlik değil, başka bir din anlamındadır. Şu halda Tarih boyunca, ister İbrahimi dinler söz konusu olsun, ister Batı veya Doğu dinlerinden birisi; hangi biçimi söz konusu olursa olsun, nerede bir peygamber ve ya bir din devrimi görülmüş ise, önce kendi döneminin din anlayış ve uygulamasına karşı çıkmış ve sonra bu yeni din anlayışına ilk karşı çıkış da önceki dinden gelmiştir.