Yıllar önce yazılan kitaplarda günümüz insanlarını görünce insan hep aynı insan diyorum değişen sadece isimler ve mekanlar. Sevmeler, sahiplenmeler, sitemler, gücenmeler, ağlamalar, gülmeler... duygular hiç değişmiyor. Gerçekten de sefil dünyanın sefil insanlarıyız biz, üç gün önce güldüğümüz şeye dört gün sonra ağlayabiliyoruz, ne oldum demiyoruz hep ne olacam diyoruz, ne endişelerimiz bitiyor ne gelecek kaygımız, ömür gelip geçiyor, çocukluk gençlik yetişkinlik derken soğuk kefeni nasıl da unutuyoruz..
Jean Valjean ömrüm boyunca unutamayacağım karakterlerden biri olacak, bazı bölümlerde istem dışı sinirlensemde, son kısmında ona tıpkı Cosette ve Marius gibi bende ölmemesi için yalvaracaktım, bu şekilde sonlanacağını tahmin ettiğim halde yinede üzülmeme engel olamadım ve ölümün varlığı bir kez daha tokat etkisi oluşturdu zihnimde.
Belki de ilkokuldan beri bu kitabı hep okutmaya çalışırdı hocalarımız bize, 24ümde okumak nasipmiş bana da. Namık Kemal son günlerini yaşarken okumuş bu kitabı, ben bunu kitabı elime aldığımda bildiğim için hep bu pencereden bakarak okudum, belki de bu yüzden bu kadar etkilenmiş olabilirim ama bu zamana kadar okumayanların biran önce okumalarını şiddetle tavsiye ediyorum, keyifli okumalar dilerim..
Ve yine üzücü bir son
İsimsiz bir mezar taşında bu dörtlükler dökülüyor...
Uyuyor. Kader ona ne cilveler etti.
Yaşıyordu. Melekten yoksun, sönüp gitti.
Pek sade geçti olay, bir gül solar gibi,
Akşam olunca ufukta gün solar gibi.
SefillerVictor Hugo · Karınca Yayınları · 2004105,2bin okunma
Bir adam düşünün, dünyaya gözlerini açtığında sefil doğmuş bir adam. Yeğenlerinin açlığını görüp dayanamayıp, bir ekmek çalıp tam 19 yıl cezaya çarptırılan bir adam, bir pranga maâhkûmu. Yıllar sonra cezaevinden kaçtıktan sonra hiçbir köyde ne bir ekmek nede bir su verilmiş ona bir mahkum olduğu için. artık yolun sonuna geldiğinde ölmek istediğinde ona açılan bir rahibin kapısı, onun dünyasını değiştiriyor bu hikayede. sefaletten geri kalmayan yaşam öyküsü, çektiği çileler, sürekli kendinden gerçeklerden kaçarken bir anda fikrini değiştiren onu aşağılayan mâhkûmluk geçmişi, Ve dünyasını değiştiren kozet. Kitap çok güzel ayrıca dünya klasikleri arasında yer alıyor çok özel bir kitap okunmaya değecek bir roman, ben kitabı beğendim...
SefillerVictor Hugo · Karınca Yayınları · 2004105,2bin okunma
Ister edebiyattan anlamayan adam deyin, ister klasik bi kitaptir nasil begenmezsin deyin umrumda degil. Bana asiri sıkıcı geldi. En nefret ettigim kitaplar siralamasinda ust siralarda yer etti. Eminim benim gibi dusunup baskidan korkup yazamayan bi suru insan vardir. En azindan onlarin sesi olayim. Begenene nasil begeniyosun demem. Mumkunse sizde bana nasil begenmezsin demeyin. Iyi okumalar...
SefillerVictor Hugo · Karınca Yayınları · 2004105,2bin okunma
İnsanın ruhunu kısıtlaması insanı hapse atan ilk nedendir. Özgürlüğü elinden alınan insan öncelikle özgür ruhunu yitirip hayata mahkum demirleri arasından bakmaya başlar.
Eski hüküm giyen ruh artık özgürlüğünü kaybeden bedenden değil tüm hayatı baskısı altına alma tehlikesi geçirmiştir.
Zorlu hayat koşulları sebebi ile hayata mahkum, eline alışkanlık olan hırsızlık bir çok olayı beraberinde sürüklemiştir. Sabıkalı bir ruh artık hiç bir zaman eskisi gibi özgür olmayacaktır. Köle adı altında geçirdiği yılları arkasında bırakırken bedeninde de damga ile ayakları yollara, kendisini bilmediği yerlere sürükleyen Jan Valjan için artık hayat bambaşka yerlerden doğacaktır.
Gittiği her kapıdan kovulan adam değil aslında tutuklanan özgürlüğüdür. Gerçekte de böyle değil mi herşey? Sabıkalı bir hayata kimse girmek istemez, sabıkalı bir ruhla kimse kendini özgür hissedemez çünkü geçmiş aslında geçmiyor sadece yeni yaşanmışlıklar sonucu geride kalıyor.
Misafir olduğu evde gümüş takımları nefsine teslim sonucu çalıp götürmeye kalkar o kadar şanslıdır ki örnek bir insan olmak sözü ile ev sahibi hediye olarak verdiğini söyler ve bir damgadan kurtulur. Uzun süre sonucunda zengin olur saygınlık kazanir. Fakat kimse bu adamın damgası hakkında tek kelime bile bilmemektedir.
Çoğu geceler belli olaylar sonucunda vicdanı ile tartışır, sabahlar olmaz. Elleri titrer, aklı ona oyun oynar. Karanlık bile yardım edemez çoğu zaman ona ki yalnızlık ağır gelir artık.
Sevgilisi tarafından terkedilen bir genç kız çocuğu ile bir yaşam sürmeye çalışır ama kim der ki hikayemiz yeni ve anlamlı boyutlar kazanır. Herkes bilir ki annelik duygusu babalık duygusundan çok daha ayrı bir yerde. Kızı için kendini kaybeden kadın artık kendini eskisi gibi iyi hissetmemiştir çünkü ruhu artık hayatına teslim olup
SefillerVictor Hugo · Karınca Yayınları · 2004105,2bin okunma
Bu geceyi müthiş bir dostun hüzünlü hikayesiyle bitirmek ne güzelmiş.Jean Valjean bu zamana kadar nasıl saklandın benden,neden yollarımız bu kadar geç kesişti ki? Sefiller kitap okumayı seven ya da sevmeyen herkesin okuması gereken tam bir klasik. Duygusal yoğunluğu nedeni ile yediden yetmişe herkesi etkilemeyi başarıyor. Bu yüzden olsa gerek yıllar içinde hiç unutulmadı ve bir çok film, dizi, tiyatro ve esere dönüştürülerek tekrar tekrar karşımıza çıkmaya devam ediyor.Sefiller üstüne sayfalarca inceleme,methiye ve övgüler yazılabilir,yazılmışta zaten.Bu işi usta kalemlere bırakmalı. Diyeceğim o ki;siz Jan Valjeanla,Cosetteyle,Mariusla ve tabiki seni nasıl unuturum Fantineyle ilk fırsatta okuyarak tanışın,benim kadar gecikmeyin.
SefillerVictor Hugo · Karınca Yayınları · 2004105,2bin okunma
Yok da sefilleri okumayan da afedersiniz şeydir. Okuyun göreceksiniz ki herkese okuyacaksınız. Özellikle şu an ki liseliler e muhakkak okutun arkadaşlar. Yazarın ismini bilmekle kitapla bir resim çekmekle beyinlerini dolduramayacaklarini bilsinler.
Yeteri kadar inceleme var zaten.
Özet olarak okuyun ki okutasiniz.
Okunması gereken dünya klasiklerinden bir tanedir. Romanda kötü bir karakterin sonradan iyi bir karaktere dönüşmesini anlatıyor. Tabii karakterin ruh analizini de çok iyi yapılmış. İyilik ve kötülük duygularını iyi tasvir edilmiş ve vicdanın aslında insanlardan kaçıp susarak değilde kendi içinde savaşarak kendi kendine savastiktan sonra veriren hesap olduğunu söylenmektedir. Her kötülüğe karşı kötülük etmediği aksine iyilik yapan bir karakter var. Olayları iyi anlatılmış güzel bir roman.
Birden fazla okuyup ve tam 5 kez okuduğum ilk ve belkide son kitaptır. Victor Hugo'nun bu kitapta dünyadaki insanların %75'in hayatından alıntilardan alip yazmış. Victor Hugo'nun kalemine büyük sayğılar...
SefillerVictor Hugo · Karınca Yayınları · 2004105,2bin okunma
Eser için söylenecek o kadar çok söz var ki incelememi yazarken yazılarımı toparlamak için günlerimi vermem gerekti.
Bu eseri uzun bir tren yolcuğu gibi düşünün, koltuğunuza oturmuş pencerenize yansıyan manzarayı izliyorsunuz. Yolculuğunuz içerisinde birçok durak olacak, her durağınızda ayrı bir yer görecek ayrı bir duygu yaşayacak ayrı birşeyler öğreneceksiniz. Kimi zaman tarihe tanıklık ederken kimi zaman yaşamın en acımasız noktalarını soluyacaksınız. Yeri gelecek toplum denen olguların en kötümser yargılarını hissedecek yeri gelecek insanlığın manasını arayacaksınız. Hepsi bu kadarla bitmeyecek uzun düşüncelere dalacak ve birçok şeyi sorgulayacaksınız...
O halde lokomotifi çalıştırıp bu elzem yolculuğa çıkmak için incelememize geçelim.
Hugo eserinde birçok konuya değinsede özellikle altını çizdiği meselelere eser içerisinde ayrı bir yer tutmuştur.
Bu sebep ile öncelikle ilk duraklarımızı eserin ana konuları üzerinde yapacağız
1. Durağımız: Dönemin Mevcut Kilisesi (Ruhban sınıfı) ve Aristokrasi içerisindeki Nepotizm olgusu, seküler bir bakış açısıyla eleştirilmiş. Eleştirinin hikaye içerisindeki entegrasyonu ise eleştirilecek olguya istinaden yaratılan anti karakterler ile yapılmıştır. Merak etmeyin incelememizin ilerleyen kısımlarında tüm karakterlere değineceğiz.
Ek bilgi:
Martin Verga Tarikatı dönemin dinsel yobazlık mevcudiyeti için önemli bir örnekleme olmuştur. Her ne kadar dönemin kilisesi eleştirilmiş olsa da ağırlıklı olarak Hristiyanlık misyonerliği de anti karakterler ile yansıtılmış.
2. Durağımız: Tarihsel Vurgular
Özellikle Fransız Devrimi Sonrası Mevcut Durum Yani Monarşi - Cumhuriyet arası mekik dokuma dönemine büyük bir yer ayrılmıştır. Bu noktada yazarımız bizlere siyasi görüşünü yansıtmıştır. Gençliğinde şiddetli bir kral yanlısı olsa
Victor Hugo 26 Şubat 1802'de Fransa'da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra kendini tümüyle edebiyata adadı. 1824 yılında Fransız coşumcularının (romantikler) yayın organı olan La Muse Française dergisini kurdu. Cenacle adını taşıyan coşumcu sanatçılar çevresinin üyesi ve onun odak noktası oldu. 1830-1843 arasında en verimli dönemlerinden birini yaşadı. Romanları, tiyatro yapıtları ve şiirleriyle başarıdan başarıya koştu. 1831'de Notre Dame de Paris (Paris'in Notredame Kilisesi) adlı büyük romanını yayımladı. 1841 yılında Fransız Akademisi'ne üye seçildi. Çok sevdiği kızı Leopoldine'nin 1843'de kazayla boğularak ölmesi üzerine 1852'ye dek yeni yapıt vermedi. 1848 Devrimleri'nden sonra parlemento üyeliğine seçildi. 3. Napoleon'un hükümet darbesini engellemeye çalıştı, başaramayınca 1851 yılında Belçika'ya kaçmak zorunda kaldı.
Ateşli bir demokrasi ve cumhuriyet yanlısı olarak imparatorluk rejimini eleştiren yapıtlar yazdı. 1855-1870 arasını küçük bir İngiliz adası olan Guernsey'de geçirdi. O dönem yazarlığının en üretken yılları olmuştur. 1862 yılında başyapıtı olan Les Misérables (Sefiller) adlı romanını yayımladı. Bunu 1866'da Les Travailleurs de la Mer (Deniz İşçileri) ve aynı yıl L'Homme qui Rit (Gülen Adam) gibi önemli romanları izledi.
Fransa'da Cumhuriyet yeniden kurulunca Paris'e döndü. Ulusal Meclise seçildi. Artık Fransa'nın en gözde kişilerinden biriydi. Paris Komünü'nün ezilmesinden sonra komüncülerin bağışlanması için çok uğraştıysa da sonuç alamadı. Giderek siyasal ve toplumsal yaşamdan elini eteğini çekti.
1885 yılında ölüm döşeğinde iken; "Tanrı'ya inanıyorum, ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir." diyerek 22 Mayıs 1885 yılında hayata gözlerini yummuştur.