Kahramanca çetin bir güreşten sonra sırtı, yere gelerek er diliyle pes deyip üstün yiğidin vakarla elini öpen bir pehlivan gibi Türklerin Avrupa'ya ikrar verdiği "Evet, sizin dünya görüşünüz doğru imiş. Biz yanılmıştık. Bizi mektebinize alın, temiz yüreğimizin var kuvvetiyle size ayak uyduralım." dediği günler. El kavuşturup baş eğerek eşiğine vardığı bu Avrupa aleminde Türkoğlu ne gördü denedi ki sonunda bağrından "medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" feryadı koptu?