"Neşesizliği kötü huy olarak adlandırdınız, bence bu abartı oldu." "Asla", diye cevap verdim, "eğer insan bununla kendine, yakınlarına zarar veriyorsa, o zaman bu adı hak ediyordur. Birbirimizi mutlu edemeyişimiz yetmiyor da, herkesin bazen tadabildiği sevinci de mi elinden alalım?"
"Biz inanlar," diye başladım, "çoğu zaman iyi günlerin az, sıkıntılı günlerin çok olduğundan şikâyet ederiz. Bana göre şikâyetlerimizin çoğu haksız yere yapılıyor. Tanrı'nın her gün için bize verdig iyi şeylerin tadını çıkarmak için, içimizi her zaman ferah tutsak, başımıza bela geldiğinde ona dayanacak gücü de kendimiz de buluruz."
"Şimdi ben de o kadını en kısa zamanda görmek için uğraşacağım ya da daha ziyade, iyice düşünüp taşınınca, bundan kaçınmak istiyorum. En iyisi onu sevgilisinin gözüyle görmek; belki kendi gözümle şimdiki kadar güzel bulmayabilirim, o zaman bu güzel hayali niye bozayım?"
"...fakat saygınlığını korumak amacıyla ayaktakımından uzak kalmanın gerekli olduğunu sanan biri, yenilmekten korktuğu için düşmanından saklanan korkak kadar kınanmaya değer biridir."