Bir insan,ne kadar katı yürekli,kötü niyetli olursa olsun bu saf çocuk ruhuyla bir defa karşılaştı mı onu sever ya da koşullar dostluğa imkân vermeyince ondan hoş,unutulmaz bir anı saklar.
Istırabına sabırla katlanırdı, çünkü nedenini başkalarında değil,kendinde arardı. Sevinçleri de yoldan çiçek toplar gibi koparır ve daha solmadan atardı; böylece her zevkin dibindeki acı tortuyu tatmazdı.
Sevinçlerini, kederlerini ellerinin,ayaklarının hareketleri gibi kontrol eder ya da onları iyi hava,kötü hava gibi görürdü.
Derdi olduğu zaman duyduğu üzüntü yağmurda şemsiye açmak kabilindendi. Üzülmesi de uyuşuk bir tevekkülden ziyade bir öfkeye benzerdi.
Hayat bu, hayat, der; kimi ölür,kimi doğar,kimi evlenir. Biz de boyuna yaşlanıyoruz. Değil yıllar, günler bile birbirine benzemiyor. Ne iştir bu. Keşke bugün tıpkı dün gibi, dün de tıpkı yarın olsa,ne güzel olurdu...İnsan düşündükçe kötü oluyor...