Vedalaşırken öyle sıkı, öyle uzun sarıldı ki içim buğulandı. Soğuktan sıcağa aniden geçen camlar gibi oldu içim. Parmağımla üstüme adını yazmaya kalktım. Kendime kızdım. Kalbimi çok kırdı.
Sonra işte çok özledim. Özlemekten kalbim ağrıdı. Kavuşamayacağınızı bildiğiniz özlemekler çok çirkin ve silahlı. İnsanın doğrudan canına nişan alıyor.
İstisnasız herkes bana zamanla geçeceğini söylüyordu. Bütün dünya "zamanla geçer" parantezine alınmıştı sanki. Oysa ben zamana güvenmem, ne bok yiyeceği hiç belli olmaz.
"Düştüm işte öyle," dedim. Sanki genel olarak düşmemişim de o gün öyle boş bulunup düşmüşüm gibi söyledim bunu. Ağlamaktan gözüm çıkmıştı önümü göremiyordum demedim yani. Yerin ayağımın altından kaydığını fark etmedim çünkü zaten sen gittiğinden beri nereye bastığımı bilmiyorum demedim. Düştüm dedim. İşte dedim. Öyle dedim.