“Hayatta her şey olabilirsin, fakat önemli olan hayatın içinde insan olabilmektir.”
Külli iradede yazılı olsa da, cüzi irade ile bazen kendi kaderimizi kendimiz çağırırız. Biz bir yola çıkarız ve yola çıkma kararını kendimiz aldık sanırız. Oysa hayat, biz onu yaşarken çizilen yollardır. Hep önceden , hep bizden önce çizilen yollar…
Mademki hiç kimse asla ne ihtiyaçlarını, ne görüşlerini, ne de kederlerini tam anlamıyla kavrayıp ifade edemezdi ve insanın ağzından çıkan laflar yıldızları yerinden oynatmak istediğinde ancak ayıları dans ettirecek çatlak bir teneke kazanın seslerinden ibaretti, o halde ruhun doluluğu da bazen en boş mecazlarla taşamaz mıydı?
Nereye gidersek gidelim, hangi yaşta olursak olalım, çocukluğumuzda geliştiğimiz reaktif beyni ve strese karşı artan duyarlılığı beraberimizde taşırız.
“Evet, kaçınılmaz bir biçimde Tanrı’ya yöneliriz; bu dini duygu, doğası gereği öyle saftır ve bunu yaşayan ruha öyle bir mutluluk verir ki, diğer bütün yitirdiklerimizi telafi eder.”
Enerji ya da spiritüel alanla ve hayatınızı mükemmelleştirmek, kader potansiyelinizi en yüksekte yaşamakla ilgileniyorsanız yani dünya okulunda açabildiğiniz kadar çiçeklerinizi açmaksa muradınız, en önemli konunuz frekansınıza sahip çıkmak ve yüksek tutmak olmalı!