Yazarı ilk kez bu kitapla tanıdım ve daha ilk sayfalardan beni içine çekmeyi başardı. Bazen bir yazarın diliyle, kurgusuyla, yarattığı atmosferle kalbine dokunduğunu hissedersin ya... İşte bu kitap tam da öyle hissettirdi bana.
Hikâyenin derinliği, karakterlerin yaşanmışlık kokan hikâyeleri ve olayların sarsıcı akışı, elimden bırakmamı neredeyse imkânsız hale getirdi. Anlatımındaki güç, bazen yumuşak bir esinti gibi sarıyor insanı, bazen de keskin bir rüzgar gibi sarsıyor. Okurken, duygularım bir o yana bir bu yana savruldu; bazen hüzünlendim, bazen sinirlendim, bazen de sadece durup düşündüm. Sanki karakterlerle aynı sokaklarda yürüdüm, aynı karanlık korkularla yüzleştim.
"Yırtıcı Kuşlar Zamanı", benim için sadece bir kitap değil; polisiye türüyle kurduğum bağa yeni bir halka ekleyen bir deneyim oldu.
Eğer hâlâ okumadıysanız, tereddüt etmeyin.