Sosyal medyada yıllardır aktif olduğum için ne kadar kötü bir yer olduğunun farkındayım. Gerçek hayatta bile cesaret edilemeyen şeyler burada alenen yapılabiliyor.
Örneğin Telegram'da çok sevdiğim birkaç kişilik bir gruptaydım. Sonradan küçük bir kız çocuğu da geldi. Psikolojik sorunları olduğunu düşündüğümüz için hepimiz ona yardım etmeye çalışıyorduk. Grupta benim sevilmem onda bir tedirginlik oluşturdu sanırım. Bu yüzden bana çok karıştı, hakkımda iftiralar attı ve insanlarla aramı bozmaya çalıştı.
Hatta 13 bin ve 5 bin takipçili iki büyük kanalda yöneticilik yapıyorum. Bunları da ben istemedim. Hatta birinde yönetici olduğumdan bile haberim yoktu. Çünkü daha önce teklif etmişlerdi, kabul etmemiştim. Her neyse, konumuz o değil. Yönetici olduğum kanallarda da beni insanlara kötüledi.
Ben ise hâlâ iyi niyetle ve ablalık içgüdüsüyle yaklaşarak, "Allah onu ıslah etsin" diyordum. Beni kime kötülediyse kimse inanmadı. Aktif olduğum gruplardaki insanlar da bu durumdan sıkılıp onu engelledi.
Aradan bir yıl geçti. Dün yine hakkımda iftira ve kötüleme propagandası yaptığını öğrendim. İftiraları anlattığı bir kadın, "Bunu bana seni yakından tanımadığım zamanlarda da söylemişti ama yine de inanmayıp engellemiştim" dedi. Hakkımda konuştuğu bir beyefendi ise doğrudan bana özelden yazdı.
Kısacası, beni kime kötülediyse karşı taraf ya inanmadı ya da onu engelledi. İster beni tanısın ister tanımasın... Velhasılkelam, insanların beni sanaldan bile olsa sevip güvenmesi bana çok değerli hissettirdi.
Ve Allah iyilerin yardımcısıdır. Bakın, ben kin tutmadım, hiçbir şey yapmadım. İstesem birçok şey yapabilecek imkâna da sahiptim. Ama "Beni yaratan en doğrusunu bilir" diyerek meseleyi O'na bıraktım. Allah da tuzak kuranların tuzağını kendi başlarına yıktı.
Bir kere o kıza beddua