8/10
·288 syf.··
2026 5. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 03:06
Çoğunlukla, iki çocuk annesi olan Erika'nın gözünden hikayeyi dinliyoruz. Oğlunu kızından daha çok seven ve "kusursuz" gören bu anne, aslında her şeyin farkında olarak oğlunu korumaya çalışıyor. Daha doğrusu, oğlunun küçük yaşlardan beri neler yapabileceğini biliyor, diğer insanları oğlundan korumaya çalışıyor. Gidişatta oğlu Liam'ın kız arkadaşının kayboluşunu okuyoruz. Liam'ın 16 yaşında olmasına rağmen yapamayacağı şey yok ve annesi bunun farkında. Odağını tamamen oğluna vermiş, her şeyin farkında olduğunu sanan bir anneyi görüyoruz. Halbuki bu konuda hem haklı, hem de fazlasıyla kör. Finalde masum görünen birinin aslında her şeyi başlatan kişi olduğunu görüyoruz. Her şey çözüldü ama, gerçekten tek suçlu o mu?
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026796 okunma
Freida McFadden - Erkek Arkadaş
9/10
·320 syf.··
2026 13. kitabı
Kitabı henüz bitirdim ve düşüncelerim tazeyken hızlıca yorumlamak istedim. Öncelikle bu kitap Freida Mcfadden'dan okuduğum ikinci kitaptı ve okuduğum ilk kitabına göre (Sakın Yalan Söyleme) bu kitabı daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Bu kitabı kafamda daha az soru işaretiyle bitirdim ve sonlarında gerçekten de şaşırdığımı söyleyebilirim. Kafamdan her ihtimali geçirdiğime, herkesi şüpheli gördüğüme inanıyordum ama belli ki yanılmışım. Yazarın kitapları genel olarak inanılmaz sürükleyici, yazım dili olarak oldukça basit ve kolay okunuyor olduğundan, üstelik kendini de merak ettirdiğinden bitirmem çok uzun sürmedi ve okuma sürecinden cidden keyif aldım. Dolayısıyla ters köşeli, hafif gerilimli bir kitap arayışındaysanız kesinlikle öneririm. Spoiler olabilir! Bir puan kırmamı sağlayan tek nokta Tom'un başta soyadı ile çalıştığı yeri farklı söylemesi ve bunun üzerinde bir daha hiç durmamamız, sebebini öğrenmememiz oldu. Bunun yanında Kevin mevzusunun da sırf yazılmak için yazılıp yazılmadığını düşünüyordum fakat son sayfada o mevzu da çözüldüğünden ve eksik kalmadığından memnun kaldım. Sonda Tom'un Daisy ile kaçmasını da açıkçası beklemiyordum. Bir ihtimal polisi aramışken hislerini görmezden gelip onu polise teslim eder diye düşünmüştüm. Ancak ikisinin de kaçıp gitmesine pek üzülmedim. Jake ile Sydney'in yeniden bir araya gelmesine sevindim, Jake'i kitap boyunca çok sevdim çünkü, zaten birbirlerini unutabilmiş de değillerdi. Spoiler sonu! Bence Sakın Yalan Söyleme kitabından çok daha güzeldi dediğim gibi, kitabın işleyişi öbür kitaba kıyasla kesinlikle daha iyi aklıma yattı. Elbette çok küçük yaştaki okurlara değil fakat belirli bir yaşın üzerindeki okurlara önerebileceğim bir kitap oldu, keyifli bir okumaydı.
Erkek ArkadaşFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,611 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
AUSCHWITZ KÜTÜPHANECİSİ ANTONIO G. ITURBE Auschwitz'de zaman akmıyor, adeta sürükleniyordu. Dünyanın geri kalanından kesinlikle yavaş geçiyordu zaman. Auschwitz'de geçirilen birkaç gün çömezi kıdemliye dönüştürürdü. Bir genci ihtiyara çevirir, dinç birini de elden ayaktan düşürürdü. Auschwitz; Nazi Almanyası tarafından II. Dünya Savaşı döneminde kurulmuş en büyük toplama, zorunlu çalışma, sistematik katliam ve imha kampı. Dita Kraus; 14 yaşında Nazi'ler tarafından esir alınan bir tutsak. Auschwitz'de çocuklar ve ailelerin bir arada kalmasına izin verilen 31.blok. Esirler üzerinde acımasız deneyler yapan, gazetelerin bahsettiği şekliyle "kana susamış bir cani": Dr. Joseph Mengele. Alman asıllı bir Yahudi olan, blok sorumlusu Fredy Hirsch ve diğerleri. 14 yaşındaki Dita, ailesi ile getirildiği Auschwitz esir kampında rutin hale gelen dehşet ve korku ortamına uyum sağlamaya çalışırken çok önemli; önemli olduğu kadarda tehlikeli bir görev üstlenir. Esirlerin gizlice kurduğu okulun "kütüphanecisi" olur. Elbisesinin içine diktirdiği gizli ceplere sakladığı 8 kitabın sorumlusudur. Kampta pek çok şey gibi kitaplarda yasaklıdır. Küçük yaşından beklenmeyen bir cesaretle kitapları ihtiyacı olan öğretmenlere taşır. Tek silahları o 8 kitaptır. Şiddete, kötülüğe, korkuya boyun eğmemenin; cesaretin ve umudun simgesidir Dita ve koruduğu kitaplar. Bu ölüm kampında yaşanan akıl almaz vahşeti, insanlık dışı olayları okumak gerçekten zordu. Fakat gerçek bir yaşam öyküsü oluşu, o korkunç ortamda filizlenen aşklar, umudun hep var olması kitabı okunur kılan en önemli unsurlar sanırım. Kitap boyunca bahsi geçen eserleri yazmazsam olmaz. Büyülü Dağ / Thomas Mann Dünyadan Aya / Jules Verne H.G.Wells kitapları Şahika / A. J. Cronin Anne Frank'ın Hatıra Defteri. Bu değerli eserler
Auschwitz KütüphanecisiAntonio González Iturbe · Pegasus Yayınları · 20232,901 okunma
dinle, küçük adam
Puan vermedi·128 syf.··
2026 25. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:57
Stoner “büyük adamdı…” Direk insana saldıran yazarları seviyorum. Yazarımız ikiye bölüyor insanı. Bir yarısı kendi cehennemini kendi yaratıyor. Diğer yarısı cenneti bu dünyada yaşamak istiyor. Böyle bir güç hem kendinin yok edicisi, hem de varoluşsal mücadelenin şampiyonu iki insan nasıl olabilir? Dinlemiyor “küçük adam” ve kendi için neyin doğru olduğunu anlamıyor. Cehaletin ve anlayışsızlığın girdabında kendi sonunu yaratıyor. Belki de cennet ve cehennem içimizde yarattığımız insanın iki yarısıdır.
Dinle, Küçük AdamWilhelm Reich · Cem Yayınevi · 202115,4bin okunma
"Atilla'nın Atını Çalan Çocuk" Üzerine
Puan vermedi·87 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:19
Iván Repila'nın 2013 yılında yayımlanan *Atilla'nın Atını Çalan Çocuk* adlı eseri, yüzeyde kuyuya düşen iki kardeşin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor gibi görünse de alt metninde çağdaş kapitalizmi, neoliberalizmi ve insan doğasının sınırlarını parçalarına ayıran bir felsefi laboratuvardır. 2008 Küresel Ekonomik Krizi'nin Avrupa'da yarattığı ahlaki ve toplumsal çöküşün edebi bir yansıması olan bu roman, mekânsız ve zamansız soyutlamasıyla okuru eşine az rastlanır, klostrofobik bir yüzleşmeye davet ediyor. Repila, romanın iskeletini henüz en başta iki zıt epigrafla kurar. Bir yanda neoliberalizmin ve acımasız serbest piyasanın temsilcisi Margaret Thatcher’ın "damlama ekonomisi"ni savunan alıntısı dururken, diğer yanda Bertolt Brecht’in *"Açların elinden yiyecekleri alınırken ben nasıl yiyip içebilirim?"* diyen devrimci çığlığı yer alır. Kuyu, Thatcher’ın savunduğu sistemin en alt tabakası, toplumun itildiği o kaçınılmaz "çöp kutusu"dur. İki kardeşin kuyudaki direnişi ise, Brecht’in müjdelediği o kaçınılmaz isyanın adım adım inşasıdır. Okuma sürecimde altını özellikle çizdiğim ve üzerine uzun uzun düşündüğüm bir nokta var: Bu kuyu, basit fiziksel bir hapis alanı olmanın çok ötesindedir. Küçük'ün de halüsinasyonlarında açıkça hissettiği ve felsefi olarak sorguladığı üzere, bu kuyu kelimenin tam anlamıyla bir ana rahmidir. Ancak bu, şefkatli ve besleyici bir rahim mi? Travma, açlık ve vahşetle beslenen karanlık bir alandır. Yazar, "Büyük" ve "Küçük" karakterleriyle aslında tek bir insanlık durumunun (veya toplumun) ikiye bölünmüş halini resmeder. Büyük; otoriteyi, bedeni ve dış dünyanın acımasız rasyonalitesini temsil eder. Kardeşine merhamet etmek yerine, ona sistemle savaşabilmesi için gereken "nefreti" ve "somut öfkeyi" aşılar. Küçük ise zihni, sanatı ve devrimci
Atilla'nın Atını Çalan Çocukİvan Repila · Dergah Yayınları · 2020668 okunma
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:46
Yazar bize bu sefer geleceği önceden bilme,zihin okuma ve telepati ile başka yaşamlarında olabileceğini anlatan fantastik bir hikaye sunuyor… Matt Haig’in Hayat İmkânsız romanı yalnızlığı,suçluluk duygusundan arınmayı,acı ve pişmanlıklarla dolu geçmişi kabullenmeyi ve ikinci bir şans için hiç bir zaman geç olmadığını vurgulayan,doğa üstü olaylar ve sırlarla işlenmiş , 70'li yaşlarındaki yas ve yalnızlıkla boğuşan emekli bir matematik öğretmeni olan Grace Winters'ın, trajik bir kaybın ardından hayata yeniden tutunma ve kendini keşfetme serüvenini anlatır. Grace; otuz yıl önce kaybettiği oğlunun yası, ardından eşinin ölümü ve yıllar önce yaşadığı bir kaçamağın ağır suçluluk duygusuyla Lincolnshire’daki küçük evinde yaşayan,hayattan tamamen elini eteğini çekmiş bir kadın. Onun bu sıradan hayatı, yıllardır görmediği bir arkadaşından İbiza Adası’nda köhne bir evin miras kalmasıyla tamamen değişir. Grace, arkadaşının ölümünün arkasındaki sır ve neden kendisine miras bıraktığının meraki ile tek yön bir biletle Akdeniz’in bu gizemli adasına adım atar. Kitap sıradan bir ada macerası olarak başlarken, Grace'in denizin derinliklerinde karşılaştığı mistik/fantastik bir güçle (La Presencia) yön değiştiriyor.Grace, arkadaşının esrarengiz ölümünü araştırırken kendini beklenmedik doğaüstü olayların, sırların ve sihirli bir dönüşümün içinde bulur.
Hayat İmkânsızMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20245,9bin okunma