"Bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım."
Başka yollardan gittiğimiz halde ikimiz de aynı neticeye varmışız:
İkimiz de birer insan arıyoruz, kendi insanımızı..
Eğer birbirimizde bunu bulursak harikulade bir şey olur!
Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır.
İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabiliriler, üst tarafını uydururlar ve günün birinde hatalarını anlayınca yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar.
Bir ruh, ancak benzerini bulduğu zaman bize, aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden meydana çıkıyordu.
Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya başlıyorduk.
O zaman bütün tereddütler bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbirleriyle kucaklaşmak için her şeyi çiğneyerek birbirine koşuyordu.
O zamana kadar bütün insanlardan esirgediğim âlâka, hiç kimseye karşı tam manasıyla duymadığım sevgi, sanki hep birikmiş ve muazzam bir kütle halinde şimdi bu kadına karşı meydana çıkmıştı.