Kunala

Puan vermedi·214 syf.··
2020 45. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2020 20:44
Yaban, olay örgüsü açısından rahatlıkla özetlenebilecek bir eser olmasına karşın Ahmet Celal'in köylüler ile yaşadığı çatışmalar(köylü*aydın,köylü*ağa,yerli*yaban)özetle tam olarak aktarılamaz.Bu sebepten konu özetine incelemede yer vermiyorum.Eser, Kurtuluş Savaşı döneminde, Eskişehir’in Porsuk Çayı’na yakın bir köyünde yaşayan köy halkıyla bu köye sonradan gelmiş İstanbullu bir “yaban”ı anlatır.Yazar,aydın-halk arasındaki uçurumu açık ve objektif şekilde ele alırken Ahmet Celal’in çaresizliğini de anlatmak ister. İstanbul’da yetişmiş bir Türk aydınının Anadolu halkını keşfettikçe içine düştüğü boşluk ya da içinde bulunduğu gerçeği sorgulaması ve tahlilidir.Eserin başında yer alan ve ilk basımda bulunmayan,yazarın sonradan dahil ettiği ön söz mahiyetindeki (“Yaban’ın İkinci Basılışı Vesilesiyle”)kısım ise esere döneminde yapılan eleştirilere (Yakup Kadri’nin köylüyü suçlayıcı yahut hor görmesi üzerine kaleme alınmış bölümdür) cevap niteliğindedir.Ben de bu eleştirileri yersiz bulmakla birlikte Yakup Kadri’nin eleştirilere bu denli güzel yanıtlamasına ayrıca hayran kaldım.O eserini objektif olarak kaleme almış ve aydın-köylü çatışmasında bir kurban belirlememiştir.Evet yer yer köylüye öfkelendiği kısımlar olmakla birlikte bu suçlayıcı bir üsluba varmamış.Ve hatta köylünün cahilliğinden bile yine kendini,Türk aydınını sorumlu tutmuş,sadece eleştiri bölümünde değil eserin içinde de bunu pek çok ifadeyle anlatmış bulunmakta.Bunlardan en güzel örnekleri ekledim. “Burada, ben, vatan delisi millet divanesi; burada, ben harp malulü Ahmet Celal yapayalnızım. Bunun nedeni, Türk aydını, gene sensin! Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra,şimdi de gelip ondan tiksinmek
1000Kitap
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·284 syf.··
2020 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2020 20:42
20.yüzyılın önemli sanatçılarından Yakup Kadri'nin  Gençlik ve Edebiyat Hatıraları kitabı senelerdir okuma listemde olan okumakta çok geciktiğim bir eser. Kitap kendi içerisinde bölümlere ayrılmış.Yazar eserinde doğrudan kimi edebiyatçıları konu ederek onlara ilişkin anılarını aktarır, sözünü ettiği kişinin bir sözünü veya bir davranışını yorumlar,onunla ilk yahut son karşılaşmasını anlatır.Kimi zaman da çok sevdiği bu kimseleri yargılamaktan kaçınmaz.Yakup Kadri yaşadığı dönemde tanıdığı bu yazar ve şairlerle ilgili anılarına yer verdiği bu sanatçıları kronolojik bir sıra ile anlatmadığını, kendini hafızasının serbest seyrine bıraktığını belirtmiş.Özellikle sona bıraktığı kimselerin eseri yazdığı sıralarda yaşıyor oluşu yazdıklarına kırılıp gücenme ihtimali olabileceğini düşünerek daha sonraları yazdığını belirtiyor Yakup Kadri.Edebi hatıra türünden hoşlanıyorsanız bu kitabı okumanızı kesinlikle öneririm.
1000Kitap
Gençlik ve Edebiyat HatıralarıYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınevi · 2017406 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2020 34. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2020 19:02
Bilmem nedendir Servet-i Fünun romanı okumak beni hep keyiflendirir,hele ki bu dönemin güçlü kalemi olan Uşaklıgilse bambaşka bir ruh halinde olurum.Eser Uşaklıgil’in diğer romanlarına bakarak oldukça sade,oldukça kısa.İsminden de anlaşılacağı üzere bir ölünün ölmeden önce yazdıklarından ibaret.Yine Servet romanının klasiklerinden “aşk üçgeni”romanımızın merkezinde.Hüsamettin Bey, eşi, çocukları ve kayınvalidesi ile otururken bir haber gelir ve acil olarak ölüm döşeğinde olan arkadaşı Vecdi'nin yanına gider. Son sözleri Hüsam'a o güne kadar söyleyemedikleri ve hissetiklerini yazdığı bir defter bıraktığı üzerine olur. Hüsam; Vecdi'nin vefatından sonra defteri okumaya başlar.Ve tüm roman bu yazdıklarından ibarettir. Vecdi beş yaşındayken annesini kaybeder, babasıyla birlikte halasının yanına yerleşirler,halasının 3 yaşında bir kızı vardır.Birkaç sene sonra babası Vecdi'yi yatıla okula yerleştirir. Vecdi o günden sonra babasını bir daha görmez. Halası ona babasının yurt dışına gittiğini söyler. Bir gün Vecdi okulun bahçesinde ailesinden yeni ayrılmış, ağlamaklı gözlerle etrafı seyreden Hüsam'ı görür ve dost olurlar.Hafta sonları Hüsam ile birlikte halasının evine giderler. Yıllar sonra Vecdi doktor olarak mezun olur. Hüsam da ailesini ziyarete gitmiştir. Bir akşam halası Vecdi'ye Nigar'ın kocası olmasını istediğini söyler.Vecdi o güne kadar kardeşi gibi gördüğü Nigar için böyle bir şeyi aklına getirmemiştir ve halasından düşünmek için zaman ister. Hüsam da bu arada yazar olarak bir matbaada çalışmaya başlar. Halanın Nigar’ı Vecdi’nin aklına sokmasıyla Vecdi de Nigar’ı sevmeye başlar bunu ona söylemez. Bir gece Nigar gelir, her şeyi bildiğini ancak aralarında böyle bir durumun olmasının mümkün olmadığını söyler. Vecdi, o günden sonra halasının evini terk eder ve
Bir Ölünün DefteriHalid Ziya Uşaklıgil · İnkilâp Kitabevi · 20172,195 okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2020 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2020 21:04
Demiryollarında makinist olarak çalışan Mümtaz’ın romanı... yazarı da romanını da daha önce duymamıştım,kapağına bakarak aldığım bir kitap oldu.Küçük yaşlarda demiryollarına işe girmiş,eğitim almış ve makinist olmuş Mümtaz işine aşkla bağlı,emeklisine günler kala bile çocukluğunda bisikleti olmayanların “bir tur bineyim mi”şevkiyle dolu olan artık sefere kendisi çıkmasa bile diğer makinistlerden bir turluk alan Mümtaz’ın çocuğu yoktur ve bunu hiçbir zaman kendisinden bilmez,onun eviyle de pek ilişkisi yoktur onun tek aşkı trenlerdir,karısıyla da mutsuz evliliği sürüp giderken boşanırlar kızı yaşında (18-20)sayılabilecek bir kadınla evlenir,tabii bu evliliğin bir çapkınlık davası değil komplo olduğunu romanın sonlarına doğru Mümtaz’la bir şekilde yolları kesişmiş kimselerden öğreniriz,sonrasında evet aşkla bağlanır Ayşesine ama onun Ayşe’ye yaklaşımı ilk olarak hep maddi yardım,acıma babındadır.Oysaki Ayşe pavyonda yeni işe başlamış ve kimseye zararı dokunmayan bu adamcağızı av olarak seçmiştir.ilk karısını kira köşelerinde oturtan Mümtaz ikinci evliliğini yaptığı zamanlar ev alır karısı bir şekilde bu evi üzerine geçirir çocuğu olur ancak umduğunu bulamaz,kadın bir gün çocuğuyla birlikte evden kaçar gider ve evi de satar ismini dahi Mümtaz’a yalan söylediğini romandaki başka kimselerin kendi aralarındaki konuşmalarından öğreniriz.Romanın ilerleyen sayfalarında hep birileri dahil olur akışa ve bu akışta bizim bildiğimiz okuduğumuz şeylerin aslından farklı olduğunu öğreniriz. Ayşe’nin yolu da Mümtaz’ın demiryollarından tanıdığı bir makinist olan Caner’le kesişir ve onunla bir yasak aşk yaşar sonrasında ,Ayşe’nin Mümtaz’ı dolandıran ,onun eski karısı olduğunu puzzle parçalarını birleştirerek anlayan Caner Ayşe’ye karşı koymaya çalışsa da avını yakalayan Ayşe kolay
Trenler ÇıldırırsaOrhan Berent · İletişim Yayınları · 201639 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2020 29. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2020 15:06
Sabahattin Ali’nin kısa ve mükemmel bir biçim ile kaleme aldığı öykülerinden oluşan eserde genellikle yoksulluğun,çaresizliğin en dibe vurduğu an,bürokrasi eleştirisi gözler önüne serilmiş,köylerdeki bu yoksul, çaresiz halkın köy ağaları karşısındaki durumları,hor görülmüşlüğü gibi toplumsal meseleler yazarın hikayelerinin temel halkasını oluşturmuş,bir solukta okunabilecek akıcı bir eser.
Kağnı Kamyon ve Diğer ÖykülerSabahattin Ali · Olympia Yayınları · 2020229 okunma
Reklam