Ey gönül bakma cihana, gün gelir seyran gider
Durma ağla gözlerim gel, bu kafesten can gider
Sağlığı sen bil ganimet, gönlünü ezkâre ver
Çağrılır kabre girersin, sonra bu meydan gider
Sıdk ile Allâh›a kul ol, mâl ü dünyâ fitnedir
Bir kefen giyip gidersin,servet ü sâman gider
Var mı hiçbir fert ki, bulmuş intizamı âlemi
Bakma dünya işidir bu, dâima viran gider.
Uyma gel ehl-i zamâna çokca sohbet eyleme
Çünkü onlar ehl-i Hakk’a her cihette yan gider
Cümle halk ehl-i seferdir, devr-i Âdem›den beri
Pençe-i mevte takılmış, günde bin kervan gider
Hazır ol mevte Kelâmî, gâfil olma bir nefes
Dost gider, düşman gider, ağyar gider, ihvan gider
KELÂMÎ
Vazoda iki karanfil, biri beyaz, biri kırmızı... ''Neden böyle?'' diye sordum.
''İkimiz'' demez mi?
-Hangisi sen?
-Renkler önemli değil, ikisi de karanfil. Biz de, ikimiz de insan... İnsanın olduğu yerde problem vardır, önemli olan problemleri büyütmemek ve çok çok şükretmek...
-Benimle evli olduğuna şükrediyor musun?
-Hem de çok... Yuva yıkan o kadar kadın var ki...
Yuva yıkan pek çok erkek de var deyip, karşısına dikilemezdim, onun şükrüne ben de teşekkür ettim...
Hiç kimseye benzemeyen bu adama deli denmez mi?
(Arka Kapak)